Fahrettin Kerim Gökay Cad.

Yazıcı Apt. No:111 D:2 Kadıköy | İstanbul

+90 539 914 23 10

uckun@burakuckun.com

Pts - Cts: 10:30 - 18:00

Randevu ve İrtibat Saatlerimiz

Sağlık Anksiyetesi (Hastalık Kaygısı) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Güncelleme:

Tetkikleriniz temiz çıktı. Doktor “bir şeyiniz yok” dedi. Siz de o an gerçekten rahatladınız. Ama akşam olmadan içinizdeki o ses yeniden konuşmaya başladı.

Sağlık anksiyetesi, kişinin ciddi bir hastalığı olduğu ya da olacağı düşüncesini sürekli ve orantısız biçimde taşıdığı, bedenindeki sıradan duyumları tehlike işareti gibi okuduğu ve bu kaygıyı yatıştırmak için tekrar tekrar kontrol etme, araştırma ve güvence arama davranışlarına başvurduğu bir kaygı örüntüsüdür. Günlük dilde hastalık kaygısı ya da hastalık hastalığı denir. Eskiden yaygın biçimde kullanılan hipokondri terimi de çoğu zaman aynı tabloyu tarif eder.

Bu yazıyı okuyan çoğu kişi için asıl yorucu olan korkunun kendisi değil. Asıl yorucu olan, hiç kimsenin bunu ciddiye almaması. Yakınlarınız “kafana takıyorsun” diyor. Doktorunuz sonuçları gösterip geçiyor. Siz ise aylardır bedeninizi bir güvenlik görevlisi gibi izliyorsunuz ve bunun ne kadar tükettiğini kimseye anlatamıyorsunuz.

Sağlık anksiyetesi yaşayan kişi belirtilerini bilerek uydurmaz ya da rol yapmaz. Hissettiği duyumlar ve yaşadığı korku gerçek bir deneyimdir. Sorun çoğu zaman bu duyumların tehdit olarak yorumlanmasıyla ve ardından başlayan kontrol, araştırma, kaçınma ve güvence arama döngüsüyle büyür. İyi haber ise şu. Sağlık anksiyetesi psikoterapiyle çalışılabilen bir sorundur ve özellikle bilişsel davranışçı terapi için güçlü araştırma desteği bulunmaktadır.

Bu yazıda sağlık anksiyetesinin ne olduğunu, neden bir türlü geçmediğini, panik atak ve takıntılardan nasıl ayrıldığını ve bilişsel davranışçı terapide nasıl çalışıldığını anlatacağım. Yalnızca doktora koşanları değil, korktuğu için doktora hiç gitmeyenleri de konuşacağız. Çünkü sağlık anksiyetesinin sessiz kalan yüzü çoğu zaman budur.

Yazı İçeriği:

Sağlık Anksiyetesi Nedir?

Sağlık anksiyetesi, sağlıkla ilgili tehditlerin zihinde sürekli olduğundan büyük görünmesi halidir. Kişi bedeninde bir duyum fark eder ve bu duyumu “bu normaldir” diye değil, “bu ciddi bir şeyin habercisi olabilir” diye okur. Sonra o okuma doğrulanana ya da çürütülene kadar rahat edemez.

Sağlık anksiyetesinde hastalık korkusuna çoğu zaman güçlü bir kesinlik ihtiyacı eşlik eder. Kişi yalnızca “hasta mıyım?” sorusuna cevap aramaz. Çoğu zaman “hasta olmadığımdan yeterince emin olabilir miyim?” sorusunu da çözmeye çalışır. Tıp geleceğe ilişkin mutlak bir garanti veremez. Bu nedenle belirsizliği tamamen ortadan kaldırmaya çalışmak, bazı kişilerde kontrol ve güvence arama döngüsünü sürdürebilir.

Bu tabloyu anlamanın en kolay yolu şudur. Sağlık anksiyetesi olan biri için beden, güvenilen bir ev değildir. Her an bir sızıntı çıkabilecek eski bir binadır. O yüzden sürekli duvarları yoklar, tavana bakar, sesleri dinler. Ev sağlam olsa bile bu tarama bitmez, çünkü tarama huzuru değil, geçici bir teyit üretir.

Sağlık anksiyetesi, kaygıyla yakından ilişkili geniş bir klinik örüntüdür. Bunun klinik düzeye ulaşan biçimlerinden Hastalık Kaygısı Bozukluğu, DSM-5-TR’de Anksiyete Bozuklukları altında değil, Somatik Belirti ve İlişkili Bozukluklar başlığı altında sınıflandırılır. Kaygının bedende ve zihinde nasıl çalıştığını merak ediyorsanız kaygı bozukluklarını genel hatlarıyla ele aldığım yazıya da göz atabilirsiniz.

Sağlık Anksiyetesi Belirtileri Nelerdir?

Sağlık anksiyetesi tek bir belirtiyle gelmez. Düşünce, davranış ve bedensel duyumlardan oluşan bir örüntüdür. Aşağıdakilerin birkaçı size tanıdık geliyorsa doğru yazıdasınız.

Düşünce düzeyinde:

  • Küçük bir duyumu hemen ciddi bir hastalıkla ilişkilendirmek
  • Aklınızdan sürekli “ya gerçekten bir şeyim varsa?” sorusunun geçmesi
  • Doktorun bir şeyi atlamış olabileceğinden şüphe etmek
  • Tanı almış tanıdıklarla kendinizi kıyaslamak
  • Sağlıkla ilgili haberlerden sonra günlerce kendinizi izlemek

Davranış düzeyinde:

  • Bedeni elle yoklamak, aynada incelemek, ben ve leke saymak
  • Nabız, tansiyon, ateş, oksijen ölçümünü tekrar tekrar yapmak
  • İnternette belirti aramak, forumlarda benzer vaka okumak
  • Yakınlara defalarca “sence bir şeyim var mı?” diye sormak
  • Farklı doktorlardan ikinci, üçüncü görüş almak
  • Ya da tam tersi, korktuğu için doktora hiç gitmemek

Kaygıya eşlik edebilen bedensel duyumlar:

  • Sürekli gerginlikten kaynaklanan baş, boyun ve sırt ağrıları
  • Göğüste sıkışma, çarpıntı, nefes yetmiyormuş hissi
  • Mide ve bağırsak şikayetleri, boğazda düğüm hissi
  • Uykuya dalmakta zorlanma, gece bedeni dinleyerek uyanma
  • Yorgunluk ve dikkat dağınıklığı

Buradaki en kritik nokta şu. Bu bedensel duyumlar hayali değildir. Kaygının kendisi bedende gerçek fizyolojik değişiklikler yaratır. Yani kişi hem kaygılanır hem de kaygının ürettiği duyumları yeni kanıt olarak toplar. Döngü kendini besler.

Şunu da eklemek gerekir. Bu listedeki bedensel duyumlar bir tanı ölçütü değildir, kaygıya eşlik edebilen deneyimlerdir. Belirgin ve süregiden bedensel yakınmalarınız varsa bunların ayrıca tıbbi olarak değerlendirilmesi gerekir.

Sağlıkla İlgili Normal Endişe ile Sağlık Anksiyetesi Arasındaki Fark

Sağlığından endişelenmek sağlıklıdır. Belirti fark edip doktora gitmek, tarama testlerini yaptırmak, ailesinde hastalık öyküsü olan birinin daha dikkatli olması akıllıca davranışlardır. Kaygı burada işini yapar ve sonra susar.

Fark, kaygının susup susmadığındadır. Normal endişede bilgi kaygıyı azaltır. Doktor açıklama yapar, kişi rahatlar ve hayatına döner. Sağlık anksiyetesinde bilgi kaygıyı yalnızca kısa bir süre azaltır. Sonra şüphe geri döner ve genellikle daha güçlü döner.

Şu üç ölçüt pratikte iyi ayırt eder.

  • Süre. Endişe haftalarca, aylarca sürüyor ve konudan konuya atlıyor mu?
  • İşlevsellik. Günün önemli bir bölümünü alıyor, işinizi, uykunuzu, ilişkilerinizi etkiliyor mu?
  • Orantı. Tıbbi değerlendirme sonuçlarına rağmen endişe aynı şiddette devam ediyor mu?

Hastalık Kaygısı Bozukluğu ve Somatik Belirti Bozukluğu

Sağlık anksiyetesi geniş bir şemsiye kavramdır. Bu kaygı belirginleşip uzun süre devam ettiğinde, bazı kişilerde DSM-5-TR’de Hastalık Kaygısı Bozukluğu olarak adlandırılan klinik tablo ortaya çıkabilir. Bu durumda kişinin bedensel belirtileri ya hiç yoktur ya da hafiftir. Asıl sorun, ciddi bir hastalığı olduğu ya da olabileceği düşüncesinin zihni sürekli meşgul etmesidir.

Bu tablonun Hastalık Kaygısı Bozukluğu olarak değerlendirilebilmesi için sağlıkla ilgili yoğun kaygının en az altı aydır sürmesi beklenir. Kişinin korktuğu hastalık bu süre içinde değişebilir. Bunu özellikle belirtiyorum; çünkü birkaç haftalık yoğun bir sağlık korkusu tek başına bir psikolojik bozukluk anlamına gelmez.

Eğer kişide belirgin ve rahatsız edici bedensel belirtiler varsa ve bu belirtilerle ilgili aşırı düşünce, kaygı ve davranışlar ön plandaysa, Somatik Belirti Bozukluğu adı verilen farklı bir tablo değerlendirilebilir.

Bu ayrımı bilmek yararlıdır; ancak amaç kendinize tanı koymanız değildir. Tanı, ancak bir ruh sağlığı uzmanının yapacağı kapsamlı değerlendirmeyle konabilir. Sizin için daha önemli soru şu olabilir: Bu düşünceler hayatınızı ne kadar daraltıyor?

Neden Bir Türlü Rahatlayamıyorum? Güvence Arama Döngüsü

Bu bölüm yazının kalbi. Sağlık anksiyetesinin neden kendi kendine geçmediğini anlamak isterseniz, anlamanız gereken mekanizma bu.

Döngü şöyle işler.

  • Tetikleyici. Bedende bir duyum belirir. Göğüste bir sıkışma, boyunda bir şişlik hissi, ciltte bir leke.
  • Yorum. Zihin bu duyuma en kötü açıklamayı yapıştırır. “Bu normal olamaz.”
  • Kaygı. Yorum inanılır hale geldikçe kaygı yükselir ve beden daha çok duyum üretir.
  • Güvence davranışı. Kişi kontrol eder, arar, sorar, doktora gider.
  • Kısa rahatlama. Güvence geldiği anda kaygı hızla düşer. Burada gerçek bir ferahlama vardır.
  • Geri dönüş. Bir süre sonra şüphe yeniden belirir. “Ya doktor iyi bakmadıysa?”

Şimdi asıl mesele. Beşinci adımdaki o kısa rahatlama gerçektir. Ama aynı anda zihne başka bir mesaj daha verir. “Kontrol etmeseydim bu kaygıyla baş edemezdim.” Böylece davranış pekişir ve bir sonraki şüphede kontrol etme ve güvence arama isteği daha da güçlenebilir.

Sonuç şu. Tekrarlayan güvence arayışı kısa vadede rahatlatırken, uzun vadede kaygı döngüsünün sürmesine katkıda bulunabilir. Rahatlamanın ömrü zamanla kısalabilir. Başlangıçta bir tetkik sonucu kişiyi uzun süre rahatlatırken, aylar sonra aynı sonuç ancak bir akşam dayanır.

Kaşınan bir yeri kaşımak gibidir. Kaşıdığınız an rahatlarsınız. Ama kaşımak derideki tahrişi büyütür ve bir sonraki kaşıntı daha şiddetli gelir. Tedavinin mantığı da buradan çıkar. Kaşıntıyı yok etmeye değil, kaşımamaya çalışırız.

Bedeni Sürekli Dinlemek: Dikkat Nasıl Belirti Üretir?

Bir deneyi hemen yapabilirsiniz. Dikkatinizi sol ayağınızın baş parmağına verin ve on saniye orada tutun. Muhtemelen daha önce önemsemediğiniz bir karıncalanma, bir basınç ya da bir sıcaklık fark edeceksiniz. Bu küçük deney, dikkatimizi bedene yönelttiğimizde normalde arka planda kalan sinyallerin ne kadar belirginleşebildiğini gösterir.

Beden sürekli sinyal üretir. Her an çok sayıda küçük duyum vardır ve normalde zihin bunların çoğunu arka planda tutar. Sağlık anksiyetesinde dikkat bedensel sinyallere aşırı biçimde yönelmeye başlayabilir. Kişi bedenini sürekli tarar ve fark ettiği her sinyali “yeni bir şey” sanabilir.

Dahası, kontrol davranışının kendisi rahatsızlık üretebilir. Boyundaki lenf bezini günde onlarca kez yoklayan biri bir süre sonra orayı hassaslaştırabilir. Boğazını sürekli yutkunarak test eden biri boğazını tahriş edebilir. Kalbini dinlemek için sürekli nefesini tutan biri çarpıntı hissetmeye başlayabilir. Zihin bunu “bak, kötüleşiyor” diye okur. Oysa artan şey çoğu zaman hastalık değil, kontrolün kendisidir.

“Tetkiklerim Temiz Çıktı Ama İçim Rahat Değil”

Danışanlarımın en sık söylediği cümle bu. Ve çoğu bunu söylerken kendinden utanır. “Adam sonucu gösterdi, ben hâlâ inanmıyorum, delirmiş olmalıyım.”

Delirmiyorsunuz. Sistem tam da böyle çalışıyor.

Bir tetkik, o testin değerlendirdiği durum ve zaman dilimi içinde hekime belirli bir klinik bilgi sağlar. Ama sizin zihninizin sorduğu soru çoğu zaman bu değildir. Sizin zihniniz “hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir şey olmayacağından emin olabilir miyim?” diye sorar. Hiçbir tıbbi değerlendirme, insanın gelecekte hiçbir hastalık yaşamayacağına dair mutlak bir garanti veremez.

Yeni bir tetkik elbette rahatlama sağlayabilir. Ancak sorun mutlak kesinlik arayışına dönüştüğünde bu rahatlama çoğu zaman kalıcı olmaz. Kaygı burada çok kurnaz bir hamle yapar. Sonuç temiz çıktığında hemen “ya yanlış test yapıldıysa”, “ya çok erken bakıldıysa”, “ya numuneler karıştıysa” diye yeni bir kapı açar. Bu kapılar kolay kolay tükenmez.

Bu farkındalık tedavinin dönüm noktasıdır. Terapide amaç sizi “hasta değilsin” diye ikna etmek değildir. Amaç, belirsizlikle birlikte yaşayabilme kapasitenizi büyütmektir.

Doktora Koşanlar ve Doktordan Kaçanlar: Sağlık Anksiyetesinin İki Yüzü

Popüler yazıların neredeyse tamamı sağlık anksiyetesini tek bir profil üzerinden anlatır. Sürekli hastane koridorlarında dolaşan, her ay yeni tetkik yaptıran kişi. Bu profil gerçektir ama tek profil değildir.

Bazı kişiler tam tersine tıbbi değerlendirmeden kaçınır. Korkusu o kadar büyüktür ki bakmaya cesaret edemez.

  • Yıllardır ertelenen bir kontrol randevusu vardır
  • Hastane kelimesi bile huzursuzluk yaratır
  • Sağlıkla ilgili haberler ve diziler kapatılır
  • Tanı almış bir yakın ziyaret edilmez
  • Fark edilen bir değişiklik kimseye söylenmez

Bu kişiler kendilerini “hasta hastası” saymazlar. Aksine kendilerini umursamaz sanırlar. Oysa yaptıkları şey de bir kaygı davranışıdır. Kaçınma da tıpkı kontrol gibi kaygıyı kısa vadede indirir ve uzun vadede sürdürür.

Tıbbi değerlendirmeyi geciktirebildiği için bu kaçınma biçimi ayrıca önemlidir. Gerçek bir belirti ortaya çıktığında bile bakmak ertelenebilir. Yani sağlık anksiyetesi bazen insanı doktora gereksiz yere götürür, bazen de gerektiğinde götürmez.

Üstelik bazı kişiler bu iki uç arasında gidip gelebilir. Bir belirti için tekrar tekrar görüş alırken, en çok korktuğu başka bir konuda değerlendirmeyi erteleyebilir.

İnternette Belirti Aramak: Siberkondri

Siberkondri bir tanı değildir. İnternette sağlıkla ilgili tekrarlayan aramaların kaygıyı azaltmak yerine büyütmesini tanımlayan bir davranış örüntüsüdür. Ve sağlık anksiyetesiyle yakından ilişkilidir. Yirmi çalışmayı bir araya getiren bir meta-analiz, sağlık kaygısı ile siberkondri arasında güçlü bir ilişki bulmuştur.

İnternette belirti araması sırasında kişi, sıradan bir belirtinin çok sayıdaki olası açıklaması arasından dikkatini giderek daha ciddi hastalıklara yöneltebilir. Literatürde “arama tırmanması” olarak incelenen bu süreçte, sıradan bir şikayetle başlayan arama birkaç adım sonra nadir ve ciddi hastalıkların belirtilerine kadar ilerleyebilir.

Telefonundan hastalık belirtilerini araştırırken kalp, nefes, ateş ve mide belirtilerinden endişelenen kişi
Sağlık anksiyetesinde küçük bir bedensel duyum, tekrar tekrar araştırıldıkça zihinde olduğundan daha tehditkar görünmeye başlayabilir.

Kişi masum bir soruyla başlar, korkutucu bir sonuçla biter. Sonra bu korkuyu yatıştırmak için yeniden arar. İnternette arama yapmak sizin karakter zayıflığınız değildir. Zihniniz belirsizliği kapatmaya çalışıyordur ve elinin altındaki en hızlı araç budur. Terapide bu davranışı yasaklamakla değil, yerine ne koyacağınızı belirlemekle çalışırız.

Sağlık Anksiyetesi ile Panik Atak Arasındaki Fark

Bu ikisi sık karıştırılır, çünkü ikisinde de kişi bedensel duyumları tehlike olarak okuyabilir. Ancak baskın örüntü ve zaman ölçeği farklıdır.

KarşılaştırmaPanik AtakSağlık Anksiyetesi
Baskın örüntüAni ve yoğun korku ya da rahatsızlık dalgasıHastalıkla ilgili süreğen veya tekrarlayan meşguliyet
ZamanDakikalar içinde zirveye ulaşırSaatler, günler veya daha uzun süre devam edebilir
Sık görülen yorum“Şu anda kötü bir şey oluyor.”“Ciddi bir hastalığım olabilir ya da gözden kaçmış olabilir.”
Sık davranışlarKaçma, acil yardım arama veya bedensel belirtilere odaklanma olabilirKontrol, araştırma, güvence arama veya tıbbi değerlendirmeden kaçınma görülebilir
Birlikte görülmeSağlık kaygısıyla birlikte olabilirPanik ataklar eşlik edebilir

İkisi aynı kişide birlikte de bulunabilir. Sağlık anksiyetesi olan biri, çarpıntısını kalp krizi sanıp panik atak geçirebilir. Bu durumda hem atak anında ne yapılacağını hem de atak sonrası yorumu ele almak gerekir. Panik atağın klinik tanımını ve atak anında uygulanabilecek adımları ayrı yazılarda ele aldım. Kaygının atak biçiminde değil de yavaş yükselen bir dalga halinde geldiği durumlar içinse kaygı atağı yazısına bakabilirsiniz.

Sağlık Anksiyetesi ile OKB Arasındaki Fark

Sağlık anksiyetesi ile sağlık temalı obsesif kompulsif bozukluk arasında ciddi bir örtüşme vardır. Her ikisinde de tekrarlayan şüphe, bedeni kontrol etme, internette araştırma ve güvence arama görülebilir.

Ayrım çoğu zaman yalnızca düşüncenin konusuna bakılarak yapılamaz. Düşüncenin nasıl ortaya çıktığı, kişinin kaygıyı azaltmak için başvurduğu ritüeller ya da güvenlik davranışları ve genel belirti örüntüsü birlikte değerlendirilir. Bu değerlendirme bir uzmanın işidir. Bazı kişilerde iki tablo birlikte de bulunabilir.

Takıntılı düşüncelerin dışarıdan hiç görünmeyen biçimlerini görünmeyen OKB yazısında, tablonun genel çerçevesini ise obsesif kompulsif bozukluk yazısında anlattım.

Kaygının tek bir konuya değil de sürekli konu değiştirerek yayıldığı durumlarda ise yaygın anksiyete bozukluğu tablosu akla gelir. Sağlık, o zihindeki endişe konularından yalnızca biridir.

Sağlık Anksiyetesi ile Gerçek Bir Hastalık Aynı Anda Olabilir mi?

Olabilir. Ve bunu net söylemek çok önemli.

Sağlık anksiyetesi tanısı, kişinin bedeninde hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Kronik bir hastalığı olan biri de sağlık anksiyetesi geliştirebilir. Hatta tanı almış olmak, kaygıyı azaltmak yerine artırabilir. Kişi artık “bir şey olabilir” değil, “kötüleşiyor olabilir” diye düşünür.

İkinci önemli nokta şu. Belirtilerinizin psikolojik bir bileşeni olması, o belirtileri gerçekten hissetmediğiniz anlamına gelmez. Kas gerginliğinden doğan ağrı gerçek bir ağrıdır. Hızlı ve yüzeysel nefes almanın yarattığı baş dönmesi gerçek bir baş dönmesidir. Stresle tetiklenen mide ve bağırsak şikayetleri gerçek şikayetlerdir.

Bu yüzden terapide asla “bu senin kafanda” demeyiz. Deriz ki, belirti gerçektir ve o belirtiye yüklediğimiz anlam üzerinde çalışabiliriz.

Pratik kural şudur. Yeni başlayan, giderek şiddetlenen ya da niteliği değişen belirtiler tıbbi olarak değerlendirilmelidir. Bunu terapiye başlamak ertelemez, tam tersine tedavi planının bir parçasıdır. Terapide çalıştığımız şey, değerlendirme yapıldıktan sonra devam eden kaygıdır.

Sağlık Anksiyetesi Neden Gelişir?

Tek bir neden yoktur. Genellikle birkaç etken üst üste biner.

  • Erken dönem hastalık deneyimleri: Çocuklukta kendisi ya da bir yakını ciddi hastalık geçirmiş kişilerde beden, güvenli bir yer olarak kodlanmayabilir.
  • Ailedeki model: Sağlık konusunda çok kaygılı bir ebeveynle büyümek, bedeni sürekli izlemeyi normal bir davranış gibi öğretebilir.
  • Yakın çevrede hastalık ve kayıp: Yakın çevrede ciddi hastalık veya kayıp deneyimleri, bazı kişilerde sağlıkla ilgili tehdit algısını artırabilir.
  • Gecikmiş ya da yanlış tanı öyküsü: Bir kez atlanmış olmak, kişide “doktorlar gözden kaçırabilir” inancını güçlendirebilir.
  • Belirsizliğe tahammülsüzlük: Kesinlik ihtiyacı yüksek olan kişilerde bu tablo daha kolay yerleşebilir.
  • Anksiyete duyarlılığı: Bazı insanlar bedensel duyumları diğerlerinden daha tehditkar algılar.
  • Sağlıkla ilgili katı inançlar: “Sağlıklı bir bedende hiç belirti olmaz” inancı, normal duyumları otomatik olarak anormal yapar.

Tetikleyen bir dönem de çoğu zaman vardır. Yakın çevrede konan bir tanı, bir salgın dönemi, yeni ebeveynlik ya da ağır bir iş stresi bu örüntüyü görünür hale getirebilir.

Sağlık Anksiyetesi Nasıl Geçer? BDT ile Tedavi

Sağlık anksiyetesi psikoterapiyle çalışılabilen bir sorundur. 2026’da yayımlanan, 35 randomize kontrollü çalışmayı ve 3.263 katılımcıyı kapsayan bir network meta-analiz, bilişsel davranışçı terapi ve maruz bırakma temelli yaklaşımların yanı sıra kabul ve kararlılık terapisi, metakognitif terapi ve farkındalık temelli bilişsel terapi gibi yaklaşımların da sağlık anksiyetesinde anlamlı etki gösterdiğini ortaya koymuştur.

Bilişsel davranışçı terapi bu tabloda şu başlıklarda ilerler.

1. Döngünüzü kağıda dökmek

İlk seanslarda sizin döngünüzü çizeriz. Hangi duyum, hangi yorum, hangi davranış, ne kadar rahatlama. Çoğu danışan bu haritayı ilk kez gördüğünde şaşırır. Çünkü kaygı, kendi mekanizması görünür olduğunda gücünün bir kısmını kaybeder.

2. Felaket yorumunu alternatiflerle sınamak

Amaç pozitif düşünmek değildir. Amaç, tek bir açıklamaya kilitlenmiş zihne diğer açıklamaları da hatırlatmaktır. Aynı duyumun kaç farklı nedeni olabilir? Geçmişte kaç kez aynı şeyi düşündünüz ve ne oldu? Bu sorular kaygıyı silmez, ama düşünceyi tek yoldan çıkarır.

3. Güvence arama ve kontrol davranışlarını kademeli olarak azaltmak

Tedavinin en zor ve en belirleyici adımı budur. Önce hangi kontrollerin tıbben gerekli, hangilerinin kaygıyı azaltmak amacıyla tekrarlanan güvenlik davranışları olduğunu ayırırız. Hekiminizin önerdiği takipler yerinde kalır. Ardından kaygı tarafından yönetilen kontrolleri planlı ve kademeli biçimde azaltırız.

Kişi bu sırada kaygının yükseldiğini, ama davranış yapılmadan da bir süre sonra kendiliğinden indiğini yaşayarak öğrenir. Bu deneyim, hiçbir açıklamanın veremeyeceği bir ikna gücüne sahiptir.

4. Dikkati yönetmeyi öğrenmek

Beden taramasının bir alışkanlık olduğunu ve alışkanlıkların değiştirilebildiğini gösteririz. Dikkat, bedenden çıkıp dış dünyaya yönlendirilebilir. Bu bir kaçınma tekniği değildir, dikkatin sizin kontrolünüzde olduğunu deneyimlemenin yoludur.

5. Kaçınılan şeylerle temas kurmak

Kaçınan tipteki kişilerde yön terstir. Ertelenen randevu alınır, okunmayan haber okunur, söylenmeyen belirti dile getirilir. Bu adımlar da kademeli ilerler.

6. Belirsizlikle kalabilmeyi çalışmak

Nihai hedef budur. Sağlıklı insanlar hasta olmayacaklarından emin oldukları için rahat değildirler. Emin olmadan da yaşayabildikleri için rahattırlar. Terapinin sonunda ulaşılan yer “kesinlikle bir şeyim yok” değildir. “Emin değilim ve bununla yaşayabiliyorum”dur.

Sürecin uzunluğu kişiye göre değişir. Kaygının ne kadar süredir devam ettiği, kontrol ve kaçınma davranışlarının yoğunluğu ve eşlik eden başka bir tablonun olup olmaması bu süreyi etkiler. Gerektiğinde bir psikiyatristin değerlendirmesiyle ilaç tedavisi de sürece eklenerek terapiyi destekleyebilir.

Yakınınızda Sağlık Anksiyetesi Olan Biri Varsa

Bu bölümü özellikle ekliyorum, çünkü yakınlar farkında olmadan döngünün bir parçası haline gelebilir.

Sevdiğiniz kişi size “sence bir şeyim var mı?” diye sorduğunda içgüdüsel tepkiniz onu rahatlatmak olur. Bu çok insani bir refleks. Ancak her seferinde kesin güvence vermek kısa vadede rahatlatırken, uzun vadede güvence arama döngüsünü sürdürebilir. Kişi bir süre sonra sizin onayınız olmadan huzur bulmakta zorlanabilir.

Bunun yerine denenebilecekler şunlar.

  • Duyguyu onaylayın, iddiayı tartışmayın. “Bunun seni ne kadar yorduğunu görüyorum” cümlesi, “merak etme bir şeyin yok” cümlesinden daha çok işe yarar.
  • Sakin bir anda birlikte bir plan yapın. Aynı soru tekrar geldiğinde ne yapacağınıza ikiniz birlikte karar verin.
  • “Kafanda kuruyorsun”, “yine mi” gibi ifadelerden kaçının. Bunlar utanç yaratır ve kişinin konuyu sizden saklamasına yol açabilir.
  • Tetkik ve doktor turlarına eşlik etme konusunda dikkatli olun. İyi niyetli destek bazen davranışı pekiştirebilir.
  • Sorun hayatını daraltıyorsa, bunu bir zayıflık meselesi gibi değil, üzerinde çalışılabilecek bir konu gibi konuşun.

Ne Zaman Bir Uzmana Başvurmalısınız?

Aşağıdakilerden birkaçı sizin için geçerliyse, profesyonel destek almanın zamanı gelmiş olabilir.

  • Sağlıkla ilgili düşünceler gününüzün belirgin bir bölümünü alıyor
  • Kontrol, arama ve güvence sorma davranışlarını azaltmayı deneyip başaramıyorsunuz
  • Uykunuz, işiniz ya da ilişkileriniz bu yüzden etkileniyor
  • Temiz çıkan tetkiklere rağmen rahatlama çok kısa sürüyor
  • Korktuğunuz için gitmeniz gereken bir doktora gitmiyorsunuz
  • Kaygıya çökkünlük, umutsuzluk ya da hayattan keyif alamama eşlik ediyor

Son maddeyi özellikle vurgulamak isterim. Uzun süren sağlık kaygısına sıklıkla depresif belirtiler eklenebilir ve bu durumda beklemek yerine bir uzmana başvurmak önemlidir. Yardım almanın ne zaman gerektiği konusunda daha geniş bir çerçeveyi terapiye ne zaman gidilmeli yazısında ele aldım. Nereden başlayacağınızdan emin değilseniz kısa öz değerlendirme testini de kullanabilirsiniz.

Bedeninize Yeniden Güvenmek Mümkün

Sağlık anksiyetesiyle gelen danışanlarımın çoğu ilk seansta aynı cümleyi kurar. “Ben sadece kafayı yemiş bir insan mıyım?” Cevabım her seferinde aynı. Hayır. Siz, alarmı çok hassas ayarlanmış bir sistemle yaşıyorsunuz. Alarmın hassasiyeti üzerinde çalışılabilir.

Klinik araştırmalar ve terapi pratiği, bu örüntünün değişebildiğini gösteriyor. Ancak sürecin hızı kaygının süresine, eşlik eden sorunlara ve güvence arama ile kaçınma davranışlarının yoğunluğuna göre değişir. Değişen şey çoğu zaman bedenin kendisi değildir. Değişen şey, bedenden gelen sinyallerin okunma biçimidir.

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi değerlendirmenin yerine geçmez. Kendi kendine uygulanacak bir tedavi protokolü de değildir. Bedeninizde yeni başlayan, giderek artan ya da karakter değiştiren bir belirti varsa bunun tıbbi olarak değerlendirilmesi gerekir. Psikolojik bir açıklamanın olması, tıbbi bir açıklamanın olmadığı anlamına gelmez. Dolayısıyla fizyolojik belirtileriniz varsa “tıbbi değerlendirme”, kaygınız sürüyorsa “psikolojik değerlendirme” gerekir. İkisi birbirinin alternatifi değildir.

Sağlık kaygısı hayatınızın merkezine yerleşmeye başladıysa, bu yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Kadıköy’deki merkezimde yüz yüze terapi seanslarına başlayabiliriz. Farklı bir şehirdeyseniz online seanslarla da ilerleyebiliriz. İlk adım için bana e-posta veya telefonla ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR - Sağlık Anksiyetesi

Büyük ölçüde aynı sorun alanını tarif ederler, ama terimler farklı dönemlere aittir. Hipokondri eski bir tanı adıdır ve günlük dilde hala kullanılır. Sağlık anksiyetesi ise daha geniş bir şemsiye kavramdır. Bu örüntünün klinik olarak belirginleşmiş biçimleri, güncel sınıflandırmada “Hastalık Kaygısı Bozukluğu” ya da belirgin bedensel yakınmalar varsa “Somatik Belirti Bozukluğu” başlığı altında değerlendirilebilir. Bu başlıklar DSM-5-TR’de Somatik Belirti ve İlişkili Bozukluklar bölümünde yer alır.

Bazen dönemsel olarak hafifler, ama çoğu zaman kendiliğinden çözülmez. Çünkü kişinin rahatlamak için yaptığı şeyler, yani kontrol etme, araştırma ve güvence arama, kısa vadede rahatlatırken uzun vadede döngüyü sürdürebilir. Bu döngü kırılmadığı sürece tablo genellikle yerinde kalır ve stresli dönemlerde alevlenebilir.

Çünkü zihninizin sorduğu soru tetkikin cevapladığı soru değildir. Bir tetkik, o testin değerlendirdiği durum ve zaman dilimi içinde belirli bir klinik bilgi sağlar. Zihniniz ise “hiçbir zaman hiçbir şey olmayacağından emin olabilir miyim?” diye sorar. Hiçbir tıbbi değerlendirme geleceğe dair mutlak bir garanti veremez. Bu yüzden sorun kesinlik arayışına dönüştüğünde rahatlama çoğu zaman kalıcı olmaz.

Elbette olabilir. Sağlık anksiyetesi tanısı, bedeninizde hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. Kronik bir hastalığı olan kişilerde de sağlık anksiyetesi gelişebilir. Bu nedenle yeni başlayan, giderek artan ya da niteliği değişen belirtiler her zaman tıbbi olarak değerlendirilmelidir. Terapide çalıştığımız şey, değerlendirme yapıldıktan sonra da devam eden kaygıdır.

Bir anda tamamen bırakmak çoğu kişide işe yaramaz, çünkü kaygı yükseldiğinde eski davranışa dönülür. Kademeli azaltma daha etkilidir. Aramayı yasaklamak yerine sınırlandırmak, aramadan önce kısa bir bekleme süresi koymak ve arama sonrası kaygının gerçekten azalıp azalmadığını yazarak takip etmek işe yarar. Çoğu kişi bu kaydı tuttuğunda aramanın kendisini rahatlatmadığını ilk kez net biçimde görür.

Bunun herkes için geçerli tek bir cevabı yok. Süre, kişinin ne kadar süredir bu döngüde olduğuna, kontrol ve kaçınma davranışlarının yoğunluğuna ve eşlik eden başka bir tablo olup olmadığına göre değişir. Pratikte ilk belirgin rahatlama çoğu zaman güvence arama davranışları azalmaya başladığında hissedilir.

Pek çok kişide psikoterapi tek başına yeterli olur. Kaygının şiddeti çok yüksekse, uyku ciddi biçimde bozulmuşsa ya da tabloya depresyon eşlik ediyorsa, bir psikiyatristin değerlendirmesiyle ilaç tedavisi sürece eklenerek terapiyi destekleyebilir. Bu karar kişiye özeldir ve mutlaka bir hekimle birlikte verilmelidir.

Her seferinde kesin güvence vermek kısa vadede rahatlatır, ama uzun vadede güvence arama döngüsünü sürdürebilir. Bunun yerine duyguyu onaylayın, iddiayı tartışmayın. “Bunun seni ne kadar yorduğunu görüyorum” cümlesi “merak etme bir şeyin yok” cümlesinden daha çok işe yarar. Sakin bir anda birlikte bir plan yapmak, aynı soru tekrar geldiğinde ne yapacağınıza önceden karar vermek de çok yardımcı olur.

Picture of Klinik Psikolog Burak Uçkun
Klinik Psikolog Burak Uçkun

Klinik Psikolog Burak Uçkun, İstanbul Kadıköy’de yetişkinlere yönelik psikoterapi çalışmaları yürüten bir klinik psikolog ve hipnoterapi uzmanıdır. Psikoloji lisans eğitimini İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle, bölüm ikincisi olarak tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanındaki tezli yüksek lisans eğitimini ise İstanbul Beykent Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Hipnoterapi eğitimini ABD Los Angeles’ta bulunan HMI College of Hypnotherapy’de tamamlayan Burak Uçkun, danışanlarıyla yürüttüğü bireysel psikoterapi seanslarında ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımını kullanmakta; klinik ihtiyaçlara göre destekleyici bir yöntem olarak Hipnoterapi tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Burak Uçkun'un Tüm Makaleleri
Picture of Klinik Psikolog Burak Uçkun
Klinik Psikolog Burak Uçkun

Klinik Psikolog Burak Uçkun, İstanbul Kadıköy’de yetişkinlere yönelik psikoterapi çalışmaları yürüten bir klinik psikolog ve hipnoterapi uzmanıdır. Psikoloji lisans eğitimini İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle, bölüm ikincisi olarak tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanındaki tezli yüksek lisans eğitimini ise İstanbul Beykent Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Hipnoterapi eğitimini ABD Los Angeles’ta bulunan HMI College of Hypnotherapy’de tamamlayan Burak Uçkun, danışanlarıyla yürüttüğü bireysel psikoterapi seanslarında ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımını kullanmakta; klinik ihtiyaçlara göre destekleyici bir yöntem olarak Hipnoterapi tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Burak Uçkun'un Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Klinik Psikolog Burak Uçkun
Gizliliğe Genel Bakış

Bu web sitesi size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmemiz için çerezler kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize geri döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevler gerçekleştirir.