Birini yakınına çekersin. Sonra tam yaklaştığında içinden bir ses “çok fazla oldu, geri çekil” der ve uzaklaşırsın. Ama uzaklaştığın an bu kez yalnızlık sızlatır içini, yeniden yaklaşmak istersin. Sanki aynı anda hem “gel” hem “gitme ama çok da yaklaşma” diyen iki ses vardır içinde. Bu yorucu gel-git tanıdık geliyorsa, korkulu-kaçıngan bağlanma ile tanışmış olabilirsin.
Korkulu-kaçıngan bağlanma, kişinin yakınlığa derinden ihtiyaç duymasına rağmen bu yakınlığı aynı zamanda bir tehdit gibi yaşadığı bir bağlanma stilidir. Popüler kaynaklarda bazen “dezorganize bağlanma” ile eşanlamlı kullanılsa da bu iki kavram farklı araştırma geleneklerinden gelir. Dezorganize bağlanma daha çok çocukluk bağlanması araştırmalarında, korkulu-kaçıngan bağlanma ise yetişkinlerin yakın ve romantik ilişkileri bağlamında kullanılan bir kavramdır. Yani korkulu-kaçıngan bağlanan biri sevmekten ya da sevilmekten kaçmaz. Aksine bunu çok ister. Sadece geçmiş yaşantıları ona “yakınlık güvenli değildir” diye fısıldar. İçinde hem sevgiye uzanan bir el hem de kendini koruyan bir kalkan aynı anda çalışır.
Bu yazıda korkulu-kaçıngan bağlanmanın ne olduğunu, belirtilerini, çocukluk kökenlerini ve ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini konuşacağız. En önemlisi, bu döngünün bir kader olmadığını ve güvenli bağlanmaya doğru gerçek bir yolun bulunduğunu göreceğiz.
Yazı İçeriği:
Korkulu-Kaçıngan Bağlanma Nedir?
Korkulu-kaçıngan bağlanma, kişinin yakın ilişkilere hem yoğun bir özlem hem de derin bir korkuyla yaklaştığı güvensiz bir bağlanma stilidir. Yakınlığı ister, ama yakınlaştığında tehlikede hisseder. Bu yüzden ilişkilerinde çoğu zaman bir yaklaş-kaç örüntüsü görülür.
Psikolojide dört temel bağlanma stilinden söz ederiz. Güvenli, kaygılı, kaçıngan ve korkulu-kaçıngan. Bu stilleri bir arada tanımak istersen dört bağlanma stilini birlikte ele aldığım yazıya göz atabilirsin. Korkulu-kaçıngan bağlanmada yüksek bağlanma kaygısı ile yakınlıktan kaçınma aynı örüntü içinde birlikte görülür. Çünkü diğer iki güvensiz stilin uçlarını aynı bedende, aynı anda taşır.
Bunu şöyle düşünebilirsin. Kaygılı bağlanan biri yakınlığı kovalar, terk edilmekten korkar. Kaçıngan bağlanan biri mesafeyi korur, boğulmaktan korkar. Korkulu-kaçıngan bağlanan biriyse ikisini birden yaşar. Hem terk edilmekten hem de ilişkide özerkliğini kaybetmekten, adeta ‘yutulmaktan’ korkar. Sevgiye uzanır, sonra o sevgiden ürker ve geri çekilir.

Bağlanma kuramının kurucusu John Bowlby ve onu izleyen Mary Ainsworth, erken çocukluktaki bakım ilişkisinin bir iç çalışma modeli oluşturduğunu gösterdi. Kim Bartholomew’in dörtlü modelinde korkulu bağlanan kişi hem kendine (“ben sevilmeye değer değilim”) hem başkalarına (“başkaları güvenilmez”) dair olumsuz bir inanç taşır. İşte bu ikili olumsuzluk, korkulu-kaçıngan bağlanmayı bu kadar çelişkili kılan şeydir.
Korkulu-Kaçıngan Bağlanmanın Belirtileri
Korkulu-kaçıngan bağlanma tek bir davranışla değil, “birbiriyle çelişen örüntüler bütünüyle” kendini gösterir. En sık görülen korkulu-kaçıngan bağlanma belirtileri şunlardır.
- Yaklaş-uzaklaş döngüsü. Yakınlık arttığında alarm hissedip geri çekilmek, uzaklaşınca yeniden özlemek.
- Güvenmekte zorlanma. Sevildiğine dair kanıtlar olsa bile içten içe bir “ya beni bırakırsa” kuşkusu taşımak.
- Yoğun duygular ve ani kopuşlar. Yakınlık arttığında birden duygusal olarak kapanmak veya mesafe koymak.
- Kendini sabote etme. İlişki iyi giderken, incinme ihtimali karşısında ilişkiyi erken bitirmeye veya ilişkiyi bozabilecek davranışlara yönelmek.
- Hiper-bağımsızlık maskesi. “Kimseye ihtiyacım yok” demek, ama içten içe bir elin uzanmasını beklemek.
- Duyguları düzenlemekte güçlük. Tetiklendiğinde duyguların hızla büyümesi ve kişinin kendini bu selin içinde kaybolmuş hissetmesi.
- Düşük özdeğer. Sevgiyi hak etmediğine dair sessiz bir inanç.
İçeriden Nasıl Hissettirir?
Dışarıdan bakan biri korkulu-kaçıngan bir kişiyi kararsız ya da çelişkili bulabilir. Oysa içeriden yaşantı çok daha yorucudur. Aynı anda hem “lütfen yaklaş” hem “lütfen fazla yaklaşma” diyen iki sesin arasında sıkışıp kalmak gibidir. Kişi çoğu zaman kendi tepkilerine kendisi de şaşırır. “Neden böyle yaptım, oysa onu seviyorum” cümlesi çok tanıdık gelir.
Yaklaş-Kaç Döngüsü: Neden Aynı Anda Hem İsteriz Hem Kaçarız?
Bu döngüyü anlamak için tek bir cümleyi hatırlamak yeter. Bazı korkulu-kaçıngan bağlanma örüntülerinde sevgi ve yakınlık, erken yaşamın bir döneminde hem güvenlik hem de incinme ihtimaliyle birlikte deneyimlenmiş olabilir.
Düşün ki küçük bir çocuksun ve korktuğun anda koşacağın tek liman anne-babandır. Ama o liman bazen seni yatıştıran, bazen de korkutan bir yer. Sığınmak istediğin kişi, aynı zamanda korkunun kaynağı. Bu, küçük bir zihin için çözülmesi neredeyse imkânsız bir paradokstur. Yaklaşmak da tehlikeli, uzaklaşmak da. Sonunda sinir sistemi bir orta yol bulamaz ve iki tepki arasında gidip gelmeyi öğrenir.
Yıllar sonra, yetişkin bir ilişkinin tam ortasında bu eski program yeniden devreye girer. Partnerin sana sarıldığında bedenin bunu bazen sıcaklık, bazen tehdit olarak okur. Mantığın “bu insan güvenli” dese de, bedenin eski bir tehlikeyi hatırlar. İşte yaklaş-kaç döngüsünün altında yatan şey budur. Kişinin kararsızlığı değil, bir zamanlar hayatta kalmak için geliştirdiği bir korunma refleksidir.
Korkulu-Kaçıngan Bağlanma Neden Gelişir?
Korkulu-kaçıngan bağlanma, tek başına doğuştan gelen ve değişmeden kalan bir kişilik özelliği değildir. Erken bakım ilişkileri, mizaç, sonraki ilişki deneyimleri ve yaşanan örselenmeler bu örüntünün şekillenmesine katkıda bulunabilir. Genellikle erken ilişkilerde öğrenilen bir uyum stratejisidir. Bakımverenin çocuk için hem “korunma” hem “korku kaynağı” olduğunda ortaya çıkan bu dezorganize örüntüyü, Mary Main ve Judith Solomon’ın “bebek bağlanması” üzerine yaptığı çalışmaları tanımladı.
Bu stilin gelişmesine zemin hazırlayan bazı yaşantılar şunlardır:
- Bakımverenin öngörülemez oluşu. Bir gün sıcak, ertesi gün mesafeli ya da öfkeli olması.
- Bakımverenin kendi çözülmemiş travması ya da kaybı. Çocuğu ürküten ya da kendisi ürkmüş bir ebeveyn tutumu.
- İhmal, tutarsız bakım ya da duygusal, fiziksel istismar içeren bir ortam.
- Evde sürekli bir kaos, güvensizlik ya da tahmin edilemezlik hissi.
Burada çok önemli bir sınırı net koymak isterim. Korkulu-kaçıngan bağlanma bir karakter kusuru değildir. Bir kişilik bozukluğu da değildir. Bir bağlanma stili, zor bir çocuklukta hayatta kalmak için geliştirilmiş akıllıca bir uyumdur. O gün seni koruyan bu refleks, bugün ilişkilerinde işini zorlaştırıyor olabilir. Ama bu, seninle ilgili bir bozukluk olduğu anlamına gelmez. Bu ayrımı vurgulamak önemli, çünkü bu tür örüntüler internette kolayca ağır tanı etiketleriyle karıştırılıyor.
Korkulu-Kaçıngan Bağlanmanın İlişkilere Etkisi
Bu bağlanma stili en çok yakın ilişkilerde görünür hale gelir. Çünkü yakınlık, hem en çok arzulanan hem en çok korkulan şeydir.
İlişki derinleşmeye başladığında, tam da her şey iyiye giderken içeride bir alarm çalar. Kişi farkında olmadan mesafe koymaya, kusur aramaya ya da tartışma çıkarmaya başlayabilir. Bunu bilinçli yapmaz. Sadece yakınlığın getirdiği kırılganlıktan korunmaya çalışır. Partner ise çoğu zaman ne olduğunu anlayamaz. Bir an sıcacık olan ilişki, bir anda buz kesmiştir.
Bir başka etki de partner seçiminde görülür. Korkulu-kaçıngan bağlanan biri, çoğu zaman kendini yeniden ve yeniden benzer örüntülere çeken ilişkilerin içinde bulur. Eğer sen de “neden hep aynı hikâyeyi yaşıyorum” diye soruyorsan, neden hep aynı tip insanlara aşık olduğumuzu ele aldığım yazı bu döngüyü biraz daha aydınlatabilir.
Kaygılı bağlanan bir partnerle karşılaştığında ilişki sık sık bir kovala-kaç dansına dönüşür. Biri yaklaştıkça diğeri kaçar, kaçtıkça öteki daha çok yaklaşır. İki taraf da yorulur. Yine de umut var. Bu örüntüler tanındığında ve üzerinde çalışıldığında ilişki, iki kişi için de güvenli bir alana dönüşebilir.
Kaygılı ve Kaçıngan Bağlanmadan Farkı Nedir?
“Korkulu-kaçıngan bağlanma” çoğu zaman “kaygılı” ya da “kaçıngan” bağlanmayla karıştırılır. Oysa aralarında çok net bir fark vardır. “Kaygılı” bağlanan biri ağırlıklı olarak yakınlığa koşar. “Kaçıngan” bağlanan biri ağırlıklı olarak mesafeye sığınır. “Korkulu-kaçıngan” bağlanan biri ise ikisini de aynı anda yaşar.
| Stil | Ne yapar? | Temel korku | Kendine / Başkalarına bakışı |
|---|---|---|---|
| Kaygılı | Yakınlığı kovalar | Terk edilmek | Olumsuz / Olumlu |
| Kaçıngan | Mesafeyi korur | Yutulmak, bağımlı olmak | Olumlu / Olumsuz |
| Korkulu-Kaçıngan | Yaklaşır ve kaçar | Hem terk edilmek hem yutulmak | Olumsuz / Olumsuz |
Bu üç stili daha ayrıntılı tanımak istersen kaygılı bağlanmayı ve kaçıngan bağlanmayı ayrı ayrı ele aldığım yazılara bakabilirsin. Korkulu-kaçıngan bağlanma, bir anlamda bu iki dünyanın kesişim noktasında durur.
Korkulu-Kaçıngan Bağlanma Düzelir mi? Güvenli Bağlanmaya Doğru
İyi haber şu ki; bağlanma stili kader değildir. Psikolojide sonradan “güvenli bağlanma” oluşturulmasına, kazanılmış güvenli bağlanma denir. Yani güvensiz bir bağlanmayla büyümüş biri, zamanla ve doğru destekle güvenli bağlanmayı sonradan öğrenebilir.
Bu yolculuk genellikle şu adımları içerir.
- Farkındalık: Kendi yaklaş-kaç döngünü tanımak. Tetikleyicilerini ve o anda bedeninde olanları fark etmek.
- Duygu düzenleme: Alarm çaldığında hemen kaçmak yerine, o duyguyla kalıp onu yatıştırmayı öğrenmek.
- Eski inançları gözden geçirmek: “Sevgi güvenli değil” ya da “yakınlaşırsam incinirim” gibi inançları bilişsel davranışçı bir çerçevede yeniden değerlendirmek.
- Güvenli bir ilişki deneyimi: İster terapötik ilişkide ister sağlıklı bir bağda, yakınlığın tehlikeli olmadığını yeniden yeniden deneyimlemek.
Bilişsel davranışçı ve şema temelli çalışmalar, bu örüntüye eşlik eden olumsuz temel inançları, kaçınma davranışlarını ve duygu düzenleme güçlüklerini ele almada yararlı olabilir. Terapinin amacı kişiye yapışmış bir bağlanma etiketini ‘düzeltmekten’ çok, daha güvenli ve esnek ilişki davranışları geliştirmesine yardımcı olmaktır. Terapinin nasıl bir süreç olduğunu ve ilişki zorluklarında nasıl bir yol izlendiğini merak ediyorsan ilişki sorunlarını ve terapi sürecini ele aldığım yazı iyi bir başlangıç olur. Nihai hedef şudur. Yakınlığın artık bir tehdit değil, güvenli bir liman olarak yaşanabildiği bir sağlıklı ilişki kurabilmek.
Ne Zaman Bir Uzmana Başvurmalı?
Herkes zaman zaman ilişkilerde yaklaşıp uzaklaşabilir. Bu tek başına bir sorun değildir. Ancak bazı işaretler, profesyonel desteğin yararlı olabileceğini gösterir.
- Aynı yaklaş-kaç döngüsünün ilişkiden ilişkiye tekrar etmesi ve her seferinde acı vermesi.
- Yakınlaşma korkusunun, istediğin ilişkiyi kurmanı sürekli engellemesi.
- Bu örüntünün geçmiş bir travmayla ya da çözülmemiş bir çocukluk yaşantısıyla bağlantılı olması.
- Duygu dalgalanmaları, özdeğer sorunları ya da yalnızlık hissinin gündelik yaşamını zorlaması.
Bu yazı kime yardımcı olur? Kendindeki ya da partnerindeki yaklaş-kaç örüntüsünü anlamak, adını koymak ve nereden geldiğini görmek isteyen herkese. Kime yetmez? Yoğun travma, ağır duygu düzenleme güçlüğü ya da tekrar eden yıkıcı ilişkiler söz konusuysa bir yazı tek başına yeterli olmaz. Böyle durumlarda bir uzmanla birebir çalışmak en sağlıklı adımdır.
Küçük bir hatırlatma. Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve bir tanı ya da tedavi yerine geçmez. Bağlanma stilin hakkında net bir değerlendirme, ancak bir ruh sağlığı uzmanıyla yapılabilir.
Yakınlık Yeniden Öğrenilebilir
Korkulu-kaçıngan bağlanmanın en zor yanı, çoğu zaman kişinin kendini bozuk ya da sevilemez hissetmesidir. Oysa bu his, sende bir bozukluk olduğu anlamına gelmez. Sen bir zamanlar, güvenli olmayan bir dünyada sevgiyi korumanın bir yolunu buldun. Bu bir zayıflık değildi. Bu, çocuğun kendini koruyabilmek için geliştirdiği anlaşılır bir uyum çabasıydı.
Bugün o eski kalkana artık ihtiyacın olmayabilir. İyi haber şu, yakınlık sonradan da öğrenilebilir bir şeydir. Doğru destekle, yaklaş-kaç döngüsünün yerini yavaş yavaş sakin, güvenli ve kalıcı bir bağ alabilir.
Eğer bu satırları okurken kendini ya da ilişkilerini tanıdıysan, bu örüntülerle birebir çalışmak için Kadıköy’deki ofisimde yüz yüze görüşebilir, farklı bir şehirdeysen online seanslarla ilerleyebiliriz. Yakınlığın korkutmadığı bir ilişki mümkün. Bazen bu yolculuğa çıkmak için, yalnız olmadığını bilmek yeterli bir başlangıçtır.
Klinik Psikolog Burak Uçkun
Sık Sorulan Sorular
Korkulu-kaçıngan bağlanma bir hastalık ya da kişilik bozukluğu mudur?
Hayır. “Korkulu-kaçıngan bağlanma” bir hastalık ya da kişilik bozukluğu değildir. Erken ilişkilerde öğrenilen bir bağlanma stilidir. Yani zor bir çocuklukta hayatta kalmak için geliştirilmiş bir uyum biçimidir. Fark edildiğinde ve üzerinde çalışıldığında değişebilir.
Korkulu-kaçıngan bağlanma düzelir mi?
Evet. Psikolojide buna kazanılmış güvenli bağlanma denir. Doğru destek, farkındalık ve güvenli ilişki deneyimleriyle kişi zamanla daha güvenli, tutarlı ve esnek bağlanma örüntüleri geliştirebilir. Bilişsel davranışçı ve şema temelli yaklaşımlar bu süreçte etkili olur.
Korkulu-kaçıngan ve kaygılı bağlanma arasındaki fark nedir?
Kaygılı bağlanan biri ağırlıklı olarak yakınlığı kovalar ve terk edilmekten korkar. Korkulu-kaçıngan bağlanan biri ise hem yakınlığı ister hem ondan korkar. Yani kaygılı ve kaçıngan uçların ikisini aynı anda taşır. Bu yüzden ilişkilerinde yaklaş-kaç döngüsü belirgindir.
Korkulu-kaçıngan bağlanan biriyle sağlıklı bir ilişki yürür mü?
Elbette, yürüyebilir. Örüntü tanındığında ve iki taraf da sabırla, açık iletişimle yaklaştığında korkulu-kaçıngan bağlanan biri güvenli bir ilişki kurabilir. Çoğu zaman bu süreç bir uzman desteğiyle çok daha kolay ilerler.
Korkulu-kaçıngan bağlanma neden olur?
Genellikle bakımverenin çocuk için hem güvenlik hem korku kaynağı olduğu erken yaşantılarda gelişir. Öngörülemez bakım, çözülmemiş ebeveyn travması, ihmal ya da kaotik bir aile ortamı zemin hazırlayabilir.
Bağlanma stilimi nasıl anlarım, test var mı?
İnternetteki testler yalnızca bir fikir verir, kesin bir sonuç sunmaz. Kendi yaklaş-kaç örüntünü gözlemlemek iyi bir başlangıçtır. Ancak net bir değerlendirme için bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek en doğrusudur.





