Fahrettin Kerim Gökay Cad.

Yazıcı Apt. No:111 D:2 Kadıköy | İstanbul

+90 539 914 23 10

uckun@burakuckun.com

Pts - Cts: 10:30 - 18:00

Randevu ve İrtibat Saatlerimiz

İlişki Sorunları Nelerdir? Psikolojik Nedenleri ve Terapi Süreci

Güncelleme:

Yeni bir ilişkiye başlarken çoğumuz aynı umudu taşırız: “Bu sefer farklı olacak.” Ama zaman geçer ve tanıdık bir his sızmaya başlar içimize. Aynı kavga, aynı kırgınlık, aynı yalnızlık… İnsan bazen bir ilişkinin tam ortasında, hayatında hiç olmadığı kadar yalnız hissedebilir.

İşte ilişki sorunları çoğu zaman böyle, gürültüyle değil sessizce büyür. İlişki sorunları, iki insan arasındaki bağın; iletişim, güven, yakınlık, beklentiler ya da çatışmayı yönetme gibi alanlarda tekrar eden biçimde zorlanmasıdır. Bunlar tek bir tartışmadan ibaret değildir. Çoğu zaman, altta yatan bir örüntünün yüzeye vurmuş halidir.

Bu yazı size “şu 10 şeyi yapın, ilişkiniz düzelsin” diyen bir liste vermeyecek. Bunun yerine, o tekrar eden örüntüyü birlikte görünür kılmayı amaçlıyor. Çünkü bir sorunu değiştirmenin ilk koşulu, onu doğru görebilmektir.

İlişki sorunları yaşıyor olmanız, “sevmeyi beceremediğiniz” anlamına gelmez. Bu sorunlar çoğu zaman geçmişten getirdiğimiz, henüz fark etmediğimiz örüntülerin tekrarıdır. Ve görülebilen bir örüntü, değiştirilebilir bir örüntüdür.

Yazı İçeriği:

İlişki Sorunları Nelerdir?

İlişki sorunları, iki kişi arasındaki bağın işleyişinde tekrar eden ve iki tarafı da yıpratan zorlanmalardır. Bu zorlanma bazen bir iletişim tıkanıklığı, bazen bir güven kaybı, bazen de birinin fazla yaklaşıp diğerinin geri çekildiği bir mesafe savaşı biçiminde ortaya çıkar. Ortak nokta şudur: sorun tek seferlik değildir, bir döngü halini almıştır.

Burada önemli bir ayrım var. İlişki sorunları, tek başına bir “ruhsal hastalık” değildir. Ruhsal bozuklukların sınıflandırıldığı DSM-5-TR gibi tanı sistemlerinde bile ilişki sorunları, bir hastalık olarak değil, “klinik ilgi gerektirebilecek durumlar” başlığı altında ele alınır. Yani ilişki sorunu yaşamak sizi “hasta” yapmaz. Ama ele alınmadığında ya da uzun süre çözümsüz kaldığında, depresyon ve kaygı gibi tabloların hem tetikleyicisi hem de sürdürücüsü olabilir. İlişki güçlükleri, terapi başvurularında sık karşılaşılan konulardan biridir.

Bu rehber, ilişki sorunlarının genel haritasını çıkarır. Kıskançlık, bağlanma biçimleri ve tekrar eden partner seçimleri gibi belirli konularda daha ayrıntılı bilgi için ilgili bölümlerdeki kapsamlı yazılara ulaşabilirsiniz.

En Sık Görülen İlişki Sorunları

İlişki sorunları kişiden kişiye değişse de, klinik pratikte belirli başlıkların tekrar tekrar karşımıza çıktığını görürüz. Aşağıdaki başlıklar, ilişkilerde en sık zorlanılan alanlardır. Her birini burada kısaca ele alıyorum. Ayrı bir yazısı olan konularda, o konunun ayrıntılı rehberine yönlendireceğim.

1. İletişim ve Çatışma Sorunları

İlişkilerde en sık dile getirilen şikayet “anlaşamıyoruz” ya da “sürekli aynı kavgayı yapıyoruz” cümlesidir. Oysa çoğu çiftin asıl sorunu kavga etmeleri değil, kavga etme biçimleridir. Sağlıklı ilişkilerde de anlaşmazlık olur. Fark, o anlaşmazlığın nasıl yönetildiğindedir.

İlişki araştırmacısı John Gottman ve çalışma arkadaşları, çiftlerin çatışmaları sırasında sık görülen dört yıkıcı iletişim örüntüsüne dikkat çeker: eleştiri (davranış yerine kişiliğe saldırmak), aşağılama (küçümseme, alay, hor görme), savunuculuk (sorumluluk almak yerine suçu karşıya atmak) ve duvar örme (tümden susup geri çekilmek). Bu davranışların yoğun ve sürekli hale gelmesi, ilişki doyumunun azalması ve ayrılık riskinin artmasıyla ilişkilidir.

Sağlıklı çatışmadaYıkıcı çatışmada
Şikayet belirli bir davranışa yöneliktir: “Arayacağını söyleyip aramayınca kaygılandım.”Eleştiri kişiliğe saldırır: “Sen zaten hep böylesin, kimseyi düşünmezsin.”
Anlaşmazlıkta saygı korunur.Alay, küçümseme ve hor görme devreye girer.
Kişi kendi payını görebilir.Savunmaya geçilir, suç tümüyle karşıya atılır.
Sakinleşmek için süre ister ve konuşmaya ne zaman döneceğini belirtir.Açıklama yapmadan iletişimi keser ve konuya geri dönmez.
Amaç anlaşmaktır.Amaç haklı çıkmak ya da kazanmaktır.

Burada bir ayrımı vurgulamak gerekir. Sakinleşmek için ara istemek, duvar örmek değildir. Susmak her zaman geri çekilme anlamına gelmez. Belirleyici olan, kişinin konuşmaya geri dönüp dönmediğidir. Savunuculuk ise çoğu zaman bilinçli bir kötü niyet değildir. Sıkışan kişinin kendini korumak için otomatik olarak devreye soktuğu bir savunma mekanizmasıdır. O an rahatlatır ama uzun vadede karşı tarafı daha da uzaklaştırır.

2. Güven Kaybı, Kıskançlık ve Aldatma

Güven, bir ilişkinin taşıyıcı kolonudur. Bir kez sarsıldığında, en sıradan davranışlar bile şüpheyle okunmaya başlar. Bazı ilişkilerde güven sorunu somut bir olaya dayanır. Aldatma, tekrarlayan yalanlar ya da saklanan bir gerçek, güveni derinden zedeler ve onarımı uzun bir süreç haline getirir. Bazı ilişkilerde ise dışarıda gerçek bir tehlike olmadığı halde kişinin içinde sürekli çalan bir alarm vardır.

Bu ikinci durum çoğu zaman kıskançlık olarak karşımıza çıkar. Kıskançlık; gerçek bir güven ihlalinden, geçmiş ilişki deneyimlerinden, terk edilme korkusundan ya da çiftin sınırlarının yeterince net olmamasından kaynaklanabilir. Duygunun ortaya çıkması insanidir. Ancak kontrol, kısıtlama ve sürekli sorgulamaya dönüşmesi ilişkiyi örseleyebilir. Bu duygunun kaynaklarını ve nasıl ele alınabileceğini kıskançlık nedir ve kıskançlıktan kurtulmanın yolları yazısında ayrıntılı olarak inceledim.

3. Yakınlık–Mesafe ve Bağlanma Döngüleri

Bazı ilişkilerde en yorucu kavga, aslında sözcüklerle bile yapılmaz. Biri yakınlaşmak ister, diğeri boğulduğunu hissedip geri çekilir. Yaklaşan kişi “beni önemsemiyorsun” diye daha çok yaklaşır, geri çekilen kişi “bana baskı yapıyorsun” diye daha çok uzaklaşır. Bu, ilişki literatüründe talep–geri çekilme döngüsü olarak bilinen, en sık görülen çıkmazlardan biridir.

Bu döngünün kökeninde çoğu zaman kişilerin bağlanma stilleri bulunur. Sürekli yakınlık ve onay arayan biriyle, yakınlaşınca kaçma ihtiyacı duyan birinin ilişkisi, farkında olmadan bu döngüyü besleyebilir. Bu konuyu daha derinden anlamak için bağlanma stilleri ve kaygılı bağlanma yazısına göz atabilirsiniz. Yakınlaşınca geri çekilen tarafın iç dünyasını daha yakından anlamak için kaçıngan bağlanma yazısını da okuyabilirsiniz.

4. Duygusal ve Fiziksel Yakınlığın Azalması

İlişkiler her zaman aynı yoğunlukta akmaz. İlk dönemin yoğun tutkusunun zamanla daha sakin bir yakınlığa dönüşmesi doğaldır. Ama bazen mesele bundan fazlasıdır. Konuşmalar yüzeyselleşir, dokunuş azalır, cinsellik giderek bir “yürütme” ya da tümden bir kaçınma haline gelir. İki insan aynı evde yaşayan ama birbirine değmeyen iki ayrı adaya dönüşebilir.

Bu uzaklaşma çoğu zaman ani bir kopuş değil, karşılıksız kalan küçük yakınlık çağrılarının zamanla birikmesidir. Duygusal mesafe büyüdükçe fiziksel yakınlık da azalır, fiziksel yakınlık azaldıkça duygusal mesafe daha da açılır. Altta yatan kırgınlık ya da güvensizlik konuşulmadıkça, bu iki uzaklaşma birbirini besler.

5. Para, Ev İşleri ve Sorumluluk Paylaşımı

İlişki sorunlarının hepsi geçmiş yaralardan doğmaz. Gündelik hayatın yükü de en az duygular kadar belirleyicidir. Paranın nasıl harcanacağı, ev işlerinin ve sorumlulukların adil paylaşılıp paylaşılmadığı, kimin daha çok yorulduğu… Bu konular yüzeyde sıradan görünür. Oysa çoğu zaman altlarında “bu ilişkide yük dengeli mi, ben görülüyor muyum?” sorusu yatar.

Özellikle görünmeyen emeğin (planlama, hatırlama, organize etme) tek bir kişinin üzerinde toplanması, zamanla sessiz bir tükenmişliğe ve kırgınlığa yol açar. Buradaki mesele çoğu zaman paranın ya da işin kendisi değil, adalet ve takdir duygusudur.

6. Aileler, Sınırlar ve Dış Müdahaleler

Bir ilişki yalnızca iki kişiden ibaret değildir. İki insanın geldiği aileler, alışkanlıklar ve beklentiler de ilişkiye taşınır. Eşlerden birinin kendi ailesiyle arasına yeterince sınır koyamaması, sürekli dışarıdan gelen yorum ve müdahaleler ya da “önce ailem mi, önce eşim mi?” ikilemi, çiftler arasında derin çatlaklar açabilir.

Sağlıklı bir ilişkide çift, kendi etrafına ortak bir sınır çizebilir. Sorun çoğu zaman ailelerin varlığı değil, çiftin bu sınırı birlikte koruyup koruyamamasıdır. Sınır konuşulmadığında, dışarıdan gelen her müdahale iki kişi arasında yeni bir gerilim kaynağına dönüşür.

7. Çocuk, Kariyer, Şehir ve Gelecek Beklentileri

Bazen iki insan birbirini gerçekten sever ama hayattan bekledikleri şeyler örtüşmez. Çocuk isteyip istememek, hangi şehirde yaşanacağı, kariyer öncelikleri, dini ve kültürel değerler, gelecek planları… Bu konulardaki derin farklar, ilişkiyi zamanla sessiz bir gerilime sürükleyebilir.

Çocuğun dünyaya gelmesi de çift ilişkisini köklü biçimde değiştirir. Uykusuzluk, sorumluluk artışı ve rollerin yeniden dağılımı, en uyumlu çiftleri bile zorlayabilir. Buradaki mesele çoğu zaman “kimin haklı olduğu” değil, bu farkların ve değişimlerin birlikte konuşulabilir kılınıp kılınamadığıdır.

8. Tekrar Eden Partner Seçimi ve İlişki Örüntüleri

Bazı insanlar dönüp geçmişine baktığında ürkütücü bir şey fark eder. Yüzler değişmiştir ama hikaye neredeyse aynı kalmıştır. Aynı hayal kırıklığı, aynı bekleyiş, aynı “neden yine ben?” sorusu. Bu, kötü bir talih değildir. Çoğu zaman farkında olmadan tekrar edilen bir örüntünün sonucudur.

Tanıdık ilişki biçimleri sağlıklı olmasa bile kişiye öngörülebilir gelebilir. Bu nedenle bazı insanlar, daha önce yaşadıkları ilişki rollerine farkında olmadan yeniden yönelebilir. Neden hep benzer insanlara çekildiğimizi ve bu döngünün nasıl kırılabileceğini neden hep aynı tip insanlara aşık oluyorum yazısında derinlemesine inceledim.

9. Kontrolcü, Örseleyici ve Tek Taraflı İlişki Dinamikleri

Her ilişki sorunu, iki tarafın eşit sorumluluğuyla oluşmaz. Bazı ilişkilerde bir taraf sürekli kontrol eder, değersizleştirir, suçu her seferinde karşıya yükler ve ilişkiyi kendi ihtiyaçları etrafında döndürür. Böyle bir dinamiğin içinde olan kişi çoğu zaman “acaba haklı mıyım, yoksa çok mu abartıyorum?” diye sürekli kendinden şüphe eder.

Bu tür örüntülerde asıl mesele “döngüde iki tarafın da payı vardır” yaklaşımıyla ele alınamaz. Çünkü sorumluluğun ve gücün dağılımı eşit değildir. Şunu da açıkça belirtmek gerekir: kontrol, değersizleştirme ya da sorumluluğu sürekli karşıya yükleme gibi davranışların görülmesi, tek başına o kişide bir kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan tanı koymak değil, ilişkinin size ne yaptığını fark edebilmektir.

İlişki Sorunları Neden Tekrar Eder?

İlişki sorunlarını anlamanın en kritik adımı şudur: görünen şikayet ile onu sürdüren mekanizma çoğu zaman aynı şey değildir. Çift “bulaşıklar yüzünden” kavga ettiğini sanır. Oysa altta yatan mesaj çoğu zaman “beni görmüyorsun, bana değer vermiyorsun”dur. Bulaşık yalnızca o mesajın çıktığı kapıdır.

Çiftler çoğu zaman bir “konu” üzerine kavga ettiklerini sanır. Oysa tekrar eden birçok kavganın görünmeyen konusu, o anda hissedilen yalnız kalma ya da yeterince iyi olmama korkusudur.

İlişki sorunlarının tekrar etmesinin arkasında genellikle birkaç farklı kaynak birlikte çalışır. Bunları beş ana grupta düşünmek işimizi kolaylaştırır.

İlişki sorunları neden tekrar eder? 5 temel kaynağı gösteren bilgilendirici görsel

Bağlanma Geçmişi ve Kişisel Geçmiş

Çocuklukta bakım verenlerimizle kurduğumuz ilk bağ, yetişkinlikte yakınlığı nasıl deneyimlediğimizin bir zeminini oluşturur. Kimimiz sevginin her an kaybedilebilecek kırılgan bir şey olduğunu öğrenerek büyür ve sürekli güvence arar. Kimimiz ise ihtiyaçlarını belli etmenin tehlikeli olduğunu öğrenir ve yakınlaşınca içgüdüsel olarak geri çekilir. Yalnız şunu da eklemek gerekir: erken bağlanma deneyimleri önemli bir zemin oluşturur, ancak yetişkin ilişkilerini tek başına belirlemez. Sonraki ilişkiler, kişisel farkındalık ve terapi deneyimleri bu örüntüleri değiştirebilir.

Öğrenilmiş Çatışma Döngüleri

İki insan bir araya geldiğinde, kendi tepki alışkanlıklarını da getirir. Biri sıkışınca susar, diğeri susulunca daha çok bastırır. Kısa sürede kimse kötü niyetli olmadığı halde herkesi yaralayan bir kısır döngü kurulur. İyi haber şu: bu döngü öğrenilmiş bir şeyse, yeniden öğrenilebilir de.

İnançlar ve Beklentiler

İlişkiye dair taşıdığımız sessiz inançlar da çatışmayı besler. “Beni gerçekten sevse ne istediğimi söylemeden anlardı” ya da “İhtiyaçlarımı dile getirirsem yük olurum” gibi kabuller, konuşulmadıkça sürekli hayal kırıklığı üretir. Beklentiler açıkça paylaşılmadığında, karşı taraf çoğu zaman görünmez bir sınavda farkında olmadan kalır.

Güncel Yaşam Yükleri

İlişki sorunları yalnızca geçmişten doğmaz. Ekonomik sıkıntılar, iş yükü ve tükenmişlik, çocuk sahibi olmak, taşınma ve göç, hastalık ve bakım verme yükü, yas ve kayıp gibi güncel yükler de en sağlam ilişkileri bile zorlar. Bazen iki insan yanlış partneri seçtiği için değil, aynı anda taşıdıkları yük çok ağır olduğu için birbirine tutunamaz hale gelir.

Uyum ve Değer Farklılıkları

Kimi zaman da sorun, kişilerin geçmişinde ya da tepkilerinde değil, temel uyumsuzluktadır. Çocuk isteği, yaşam tarzı, para, sadakat sınırları, kariyer ve gelecek planı gibi konulardaki derin farklar, sevgi olsa bile ilişkiyi sürekli bir gerilim noktasında tutabilir. Bu farkların konuşulup uzlaşılabilir olması, ilişkinin geleceği açısından belirleyicidir.

Normal Anlaşmazlık Ne Zaman İlişki Sorununa Dönüşür?

Her ilişkide anlaşmazlık olur. Küsmek, tartışmak, zaman zaman hayal kırıklığına uğramak bir ilişkinin bozuk olduğunu göstermez. Aksine, iki ayrı insanın aynı hayatı paylaşmaya çalışmasının doğal sonucudur. O halde “normal gerginlik” ile “gerçek sorun” arasındaki çizgi nerededir?

Aşağıdaki işaretler, ilişkideki zorlanmanın artık bir örüntüye dönüştüğüne işaret edebilir:

  • Aynı kavgayı, hiç çözülmeden defalarca yaşıyorsunuz.
  • Tartışmalar giderek daha çok kişiselleşiyor, aşağılama ve hor görme devreye giriyor.
  • Partnerinizle konuşmaktansa susmayı ya da uzaklaşmayı tercih eder oldunuz.
  • İlişkinin içinde giderek daha yalnız hissediyorsunuz.
  • Kendinizi sürekli savunurken ya da sürekli suçlarken buluyorsunuz.
  • İlişki; ruh sağlığınızı, uykunuzu, iş ve sosyal yaşamınızı olumsuz etkilemeye başladı.
  • Yakınlık, şefkat ve arzu yerini bir “yürütme” haline bıraktı.

Bu işaretlerden birkaçı sizde belirdiyse, bu ilişkinizin bittiği anlamına gelmez. Çoğu zaman tam tersi: müdahale edilirse değişebilecek bir dönemde olduğunuz anlamına gelir.

Sağlıklı Bir İlişki Nasıl Görünür?

Bir ilişkinin sağlıklı olması, hiç tartışma yaşanmaması anlamına gelmez. Belirleyici olan; iki kişinin anlaşmazlık sırasında kendini ifade edebilmesi, korkmadan sınır koyabilmesi ve kırılmanın ardından onarım kurabilmesidir. Güven, karşılıklı saygı, bireysel alan ve yakınlık arasındaki dengeyi daha ayrıntılı incelemek için sağlıklı bir ilişkinin özellikleri ve nasıl kurulacağı rehberine bakabilirsiniz.

İlişki Sorunlarında Terapi Süreci

İnsanlar terapiye çoğu zaman “bana kimin haklı olduğunu söyle” beklentisiyle gelir. Oysa iyi bir terapi süreci hakem gibi çalışmaz. Görünmeyen döngüyü görünür kılar ve iki tarafa da o döngünün içindeki kendi rolünü fark etme imkânı verir. Değişim çoğu zaman tam da burada, “karşı taraf değişsin” beklentisi bırakıldığında başlar.

Süreç kişiye ve ilişkiye göre değişse de, genel hatlarıyla şu aşamalardan geçer:

  • Sorunun ve ilişkinin geçmişini birlikte anlamak.
  • Tekrarlayan çatışma döngüsünü adım adım haritalamak.
  • Her iki kişinin tetikleyicilerini ve kendini koruma biçimlerini belirlemek.
  • Görünen kavganın altındaki duygu ve ihtiyacı görünür kılmak.
  • İletişim ve sınır koyma becerilerini çalışmak.
  • Seanslar arasında yeni davranışları küçük adımlarla denemek.
  • Değişimi, ilişki güvenliğini ve hedefleri yeniden değerlendirmek.

Bu çalışma, düşünce, duygu ve davranış arasındaki bağların yapılandırılmış biçimde ele alındığı bilişsel davranışçı terapi gibi yaklaşımlarla desteklenebilir. Terapinin genel işleyişi hakkında daha geniş bilgi için psikoterapi nedir rehberine bakabilirsiniz. Peki bu gerçekten işe yarıyor mu? Araştırmalar umut verici. Duygu odaklı çift terapisi üzerine yapılan sistematik bir derleme, bu yaklaşımın ilişki doyumunda anlamlı ve zaman içinde korunan iyileşmeler sağladığını ortaya koymuştur.

Çift Terapisi mi, Bireysel Terapi mi?

Hangi yolun uygun olduğu, sorunun nerede durduğuna bağlıdır. Genel bir çerçeve şöyle çizilebilir:

  • Sorun iki kişinin etkileşim döngüsündeyse ve ikisi de sürece katılabiliyorsa: çift çalışması uygundur.
  • Partner katılmıyorsa ya da kişi kendi tepkilerini, sınırlarını veya kararını anlamak istiyorsa: bireysel terapi değerlidir.
  • Şiddet ya da baskıcı kontrol varsa: önce güvenlik odaklı bireysel destek gerekir. Böyle bir durumda çift terapisi doğru ilk adım değildir.

Eşim Terapiye Gelmiyorsa Ne Değişebilir?

Sık gelen bir sorudur. “Sorun ikimizdeyken tek başıma terapiye gitmenin ne anlamı var?” Aslında çok anlamı vardır. Bir ilişki, iki kişinin oluşturduğu bir etkileşim sistemidir. Siz kendi tepkilerinizi değiştirdiğinizde bu sistem etkilenebilir. Ancak partnerinizin nasıl davranacağını kontrol edemezsiniz. Bireysel terapi; kendi tetikleyicilerinizi, sınırlarınızı, ihtiyaçlarınızı ve ilişkinin size ne yaptığını daha net görmenize yardımcı olur. Bu bazen ilişkinin iletişimini değiştirir. Bazen de neyi kabul edip etmeyeceğinizi daha açık biçimde görmenizi sağlar.

İlişki Sorunlarında Ne Zaman Bir Uzmana Başvurmalı?

Şu durumlarda profesyonel destek almak, sorunu tek başınıza taşımaya çalışmaktan çok daha sağlıklıdır: aynı sorunun aylardır ya da yıllardır dönüp durması, ilişkinin ruh sağlığınızı belirgin biçimde bozması, tartışmaların sürekli aşağılama ve hor görmeye dönüşmesi, ya da bir ayrılık kararının içinden çıkılamaz görünmesi.

Burada çok önemli bir sınırı ayrı bir başlıkta belirtmem gerekiyor.

Şiddet bir “ilişki sorunu” değildir. Fiziksel, cinsel ya da sistematik duygusal şiddet, birlikte çözülmeye çalışılacak bir çift meselesi değil, öncelikle bir güvenlik meselesidir. Böyle bir durumdaysanız çift terapisi doğru ilk adım değildir. Türkiye’de acil bir tehlike varsa 112 Acil Çağrı Merkezi‘ne, kadına yönelik şiddet durumunda ise ALO 183 Sosyal Destek Hattı‘na başvurabilirsiniz.

Bu Yazı Kime Yardımcı Olur, Kime Yetmez?

Bu yazı; ilişkisinde tekrar eden sorunlar yaşayan, aynı kavganın içinde sıkışmış hisseden, “acaba sorun bende mi, ilişkide mi?” diye düşünen ve nereden başlayacağını bilmeyen yetişkinlere yardımcı olabilir. İlişki sorunlarının genel çerçevesini görmek, kendi durumunuzu adlandırmayı ve doğru desteğe yönelmeyi kolaylaştırır.

Ancak bu bir öz-yardım rehberidir, terapinin yerini tutmaz. Devam eden şiddet, istismar, ağır bir depresyon ya da kendine zarar verme düşünceleri gibi durumlar söz konusuysa, bir yazıyı okumak yeterli değildir. Bu durumlarda vakit kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına ya da acil desteğe başvurmak gerekir.

Sevgi Bitmeden de İlişki Tıkanabilir

Eğer bu yazıyı okurken kendi ilişkinizden sahneler gördüyseniz, bu bir tesadüf değil. İlişki sorunlarının önemli bir kısmı, doğru anlaşıldığında değiştirilebilir veya daha sağlıklı biçimde yönetilebilir. Ancak terapinin tek amacı her ilişkiyi sürdürmek değildir. Bazen sağlıklı sonuç bağın onarılması, bazen sınırların netleşmesi, bazen de ayrılık kararının daha açık biçimde verilebilmesidir. İlişki bir ayrılıkla sonuçlandığında ise ayrılık acısını atlatma sürecine dair rehber bu dönemde yol gösterici olabilir.

Bazı ilişkiler sevgi sona erdiği için değil, iki insanın birbirine ulaşma biçimi bozulduğu için tıkanır. Ulaşma biçimi ise öğrenilebilir bir şeydir. Aynı döngüyü tek başınıza kırmak çoğu zaman zordur, çünkü o döngünün içinde siz de varsınızdır ve içeriden bakınca örüntünün tamamı görünmez. Bir uzmanla çalışmak, tam da bu görünmeyeni görünür kılar.

İlişkinizde aynı tartışmaların tekrar ettiğini, kendinizi giderek daha yalnız ya da güvensiz hissettiğinizi fark ediyorsanız, bu döngüyü tek başınıza görmek ve değiştirmek kolay olmayabilir. Çünkü insan, içinde bulunduğu örüntünün tamamını her zaman içeriden göremez. Bazen tarafsız bir bakış, düğümün nerede oluştuğunu ve değişimin nereden başlayabileceğini görünür hale getirir. Kadıköy’de yüz yüze ya da online psikoterapi desteği için iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Evet, her ilişkide anlaşmazlık ve gerginlik olur. Bunlar tek başına ilişkinin bozuk olduğunu göstermez. Sorun, aynı çatışmanın hiç çözülmeden tekrar etmesi, aşağılamaya dönüşmesi ve kişinin ilişki içinde giderek yalnızlaşmasıyla başlar.

Çözüm, önce görünen şikayetin altındaki tekrar eden örüntüyü fark etmekle başlar. İletişim biçimini değiştirmek, çatışma döngüsünü görünür kılmak ve bağlanma temelli eski alışkanlıkları esnetmek çoğu sorunu dönüştürür. Örüntü yerleşikse, bu süreçte bir uzmandan destek almak işi belirgin biçimde kolaylaştırır.

Evet, işe yarayabilir. Bir ilişki iki kişinin oluşturduğu bir etkileşim sistemidir. Siz kendi tepkilerinizi değiştirdiğinizde bu sistem etkilenebilir, ancak partnerinizin nasıl davranacağını kontrol edemezsiniz. Bireysel terapi; kendi tetikleyicilerinizi, sınırlarınızı ve ihtiyaçlarınızı görmenize ve bu ilişkinin size ne yaptığını daha net değerlendirmenize yardımcı olur. Bu bazen ilişkinin iletişimini değiştirir, bazen de neyi kabul edip etmeyeceğinizi netleştirir

Çünkü tartıştığınız “konu” çoğu zaman gerçek mesele değildir. Bulaşık ya da mesai gibi görünen kavgaların altında genellikle “beni görmüyorsun” ya da “yalnız kaldım” gibi karşılanmamış bir ihtiyaç yatar. Bu ihtiyaç konuşulmadıkça, kavga farklı kılıklarda tekrar eder.

Sürekli ve çözülmeyen ilişki sorunları, depresyon ve kaygı gibi tabloların hem tetikleyicisi hem de sürdürücüsü olabilir. Aynı şekilde var olan bir depresyon da ilişkiyi zorlaştırabilir. İkisi çoğu zaman birbirini besler; bu yüzden ilişki sorununu ele almak ruh sağlığını da korur.

Kesin bir süre vermek doğru olmaz. Süre; sorunun ne kadar derin ve eski olduğuna, iki tarafın sürece katılımına ve varsa eşlik eden başka sorunlara göre değişir. Terapi tek ya da iki seanslık bir süreç değildir; uzun zamandır süren bir örüntünün birkaç görüşmede çözülmesini beklemek gerçekçi değildir.

Bu soruya dışarıdan kesin bir cevap verilemez ve bu karar yalnızca size aittir. Ancak bir uzmanla çalışmak, kararı duygusal fırtınanın ortasında değil, örüntüyü net gördükten sonra vermenizi sağlar. Çoğu zaman asıl soru “bitireyim mi?” değil, “bu döngü değişebilir mi?” sorusudur.

Ölçülü bir kıskançlık olağandır. Ancak kişinin ve ilişkinin huzurunu bozan, sürekli kontrol ve şüpheye dönüşen kıskançlık bir ilişki sorunudur. Bu tür kıskançlık çoğu zaman ilişkiden çok, kişinin kendi terk edilme ve yetersizlik korkusuyla ilgilidir.

Picture of Klinik Psikolog Burak Uçkun
Klinik Psikolog Burak Uçkun

Klinik Psikolog Burak Uçkun, İstanbul Kadıköy’de yetişkinlere yönelik psikoterapi çalışmaları yürüten bir klinik psikolog ve hipnoterapi uzmanıdır. Psikoloji lisans eğitimini İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle, bölüm ikincisi olarak tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanındaki tezli yüksek lisans eğitimini ise İstanbul Beykent Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Hipnoterapi eğitimini ABD Los Angeles’ta bulunan HMI College of Hypnotherapy’de tamamlayan Burak Uçkun, danışanlarıyla yürüttüğü bireysel psikoterapi seanslarında ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımını kullanmakta; klinik ihtiyaçlara göre destekleyici bir yöntem olarak Hipnoterapi tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Burak Uçkun'un Tüm Makaleleri
Picture of Klinik Psikolog Burak Uçkun
Klinik Psikolog Burak Uçkun

Klinik Psikolog Burak Uçkun, İstanbul Kadıköy’de yetişkinlere yönelik psikoterapi çalışmaları yürüten bir klinik psikolog ve hipnoterapi uzmanıdır. Psikoloji lisans eğitimini İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle, bölüm ikincisi olarak tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanındaki tezli yüksek lisans eğitimini ise İstanbul Beykent Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Hipnoterapi eğitimini ABD Los Angeles’ta bulunan HMI College of Hypnotherapy’de tamamlayan Burak Uçkun, danışanlarıyla yürüttüğü bireysel psikoterapi seanslarında ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımını kullanmakta; klinik ihtiyaçlara göre destekleyici bir yöntem olarak Hipnoterapi tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Burak Uçkun'un Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin

Klinik Psikolog Burak Uçkun
Gizliliğe Genel Bakış

Bu web sitesi size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmemiz için çerezler kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize geri döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevler gerçekleştirir.