Fahrettin Kerim Gökay Cad.

Yazıcı Apt. No:111 D:2 Kadıköy | İstanbul

+90 539 914 23 10

uckun@burakuckun.com

Pts - Cts: 10:30 - 18:00

Randevu ve İrtibat Saatlerimiz

Psikolog Nasıl Seçilir? Doğru Uzmanı Seçmek İçin Rehber

Psikolojik destek almaya karar vermek, çoğu kişi için önemli ve bazen de kolay olmayan bir adımdır. Uzun süredir devam eden kaygı, mutsuzluk, öfke, takıntılı düşünceler, panik atak, stres ya da içinden çıkmakta zorlandığı bazı yaşam döngüleri nedeniyle birçok kişi profesyonel destek alma ihtiyacı hisseder. Terapiye başlama kararı verildikten sonra akla gelen en önemli sorulardan biri; “psikolog nasıl seçilir?” sorusudur.

Aslında bu sorunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Çünkü psikolog seçimi yaparken, bu sadece uzmanın konumuna, seans ücretine ya da internetteki yorumlarına göre yapılacak mekanik bir tercih değildir. Psikolog seçimi, aceleyle verilmemesi gereken, önemli bir karardır.

Psikoterapi sürecinin sağlıklı ve verimli ilerleyebilmesi için seçeceğiniz uzmanın nitelikleri, eğitim düzeyi, uzmanlık alanları, terapi yaklaşımı, etik sınırları, danışanın ihtiyacına uygunluğu ve terapötik ilişkinin niteliği, bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Doğru psikoloğu seçmek, terapi sürecinden alınacak verimi doğrudan etkiler. Bu nedenle uygun bir psikolog arayan bir kişinin sadece “en iyi psikolog kim?” sorusuna değil; “Benim yaşadığım sorun için hangi uzman daha uygun olabilir?” sorusuna odaklanmak daha doğru olur. 

Bu yazıda, psikolog seçerken nelere dikkat etmek gerektiğiyle ilgili geniş bilgi bulabilirsiniz.

Yazı İçeriği:

Psikolog Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Psikolog seçerken ilk dikkat edilmesi gereken şey, uzmanın eğitim geçmişi ve mesleki yetkinliğidir. Psikoloji lisans eğitimi, psikoterapi alanında çalışmanın en temel şartıdır. Klinik alanda psikoterapi hizmeti veren uzmanların ise psikopatoloji, değerlendirme, terapi yöntemleri ve klinik uygulama konusunda yeterli eğitim ve deneyime sahip olması beklenir. Yani klinik psikoloji yüksek lisansına sahip olması gerekir.

Psikolog nasıl seçilir rehberi

Örneğin yoğun bir anksiyete bozukluğu, panik atak, depresif duygudurum, ilişki problemleri, öfke kontrol güçlüğü ya da takıntılı düşünceler nedeniyle destek almak isteyen bir kişinin, bu alanlarda deneyimli bir uzmanla çalışması daha uygun olacaktır.

Bunun yanında psikoloğun hangi yaş gruplarıyla, hangi sorun alanlarında ve hangi terapi yaklaşımlarıyla çalıştığı da önemlidir. Her psikolog her konuda çalışmayabilir. Bazı uzmanlar daha çok yetişkin bireysel terapi alanında çalışırken, bazıları çocuk ve ergenlerle, bazıları çiftlerle, bazıları ise belirli bozukluklar veya terapi yöntemleri üzerinde yoğunlaşmış olabilir.

Bu nedenle psikolog seçerken yalnızca “yakınımda psikolog var mı?” ya da “seans ücreti ne kadar?” sorularıyla ilerlemek yeterli olmayabilir. Kişinin başvuru nedeniyle uzmanın çalışma alanı arasında bir uyum olması gerekir.

Psikolog seçimi yaparken şu sorular size yol gösterebilir:

  • Uzmanın eğitimi nedir?
  • Hangi alanlarda çalışmakta?
  • Psikoterapi yaklaşımı nasıl bir zemine dayanıyor?
  • Danışanla kurduğu iletişim veya sitesinde yazdığı makaleler güven verici mi?
  • Süreci gerçekçi ve etik bir çerçevede mi anlatıyor?
  • Gerektiğinde sınırlarını biliyor ve psikiyatrist yönlendirmesi yapabiliyor mu?

Bu tür sorular, psikolog seçiminde değerlendirilmesi gereken en temel sorulardır.

A) Psikoloğun Eğitimi, Yetkinliği ve Çalışma Alanı

Psikoterapi, yalnızca iyi niyetle dinleme ya da kişiye tavsiye verme süreci değildir. Klinik bilgi, mesleki formasyon, etik sorumluluk ve terapötik beceri gerektiren profesyonel bir çalışmadır. Bu nedenle psikolog seçerken uzmanın eğitim geçmişi, mesleki deneyimi ve çalışma alanı dikkatle değerlendirilmelidir.

Bir psikoloğun web sitesinde ya da mesleki profilinde eğitim bilgilerine, çalıştığı alanlara ve kullandığı terapi yaklaşımlarına yer verip vermediğine dikkat edilmelidir. Bu bilgiler, uzmanla ilgili daha gerçekçi bir fikir edinilmesini sağlar. Ancak yalnızca diploma bilgisi tek başına yeterli değildir. Uzmanın özellikle klinik konulardaki deneyimi ve psikoterapi sürecini hangi yaklaşımlarla yürüttüğü de önemlidir.

Psikolog seçerken dikkat edilmesi gereken konulardan biri de unvan karmaşasıdır:

Türkiye’de psikolog, klinik psikolog, psikolojik danışman, psikoterapist, terapist, yaşam koçu gibi kavramlar halk arasında bazen birbirine karıştırılabiliyor. Oysa bu unvanların her biri, farklı mesleki yetkinlik alanlarına aittir.

Psikolojik destek arayan kişinin, başvurduğu uzmanın gerçekten psikoloji alanında lisans eğitimi almış olup olmadığını; hatta sadece psikolog değil aynı zamanda klinik psikoloji yüksek lisansı da yaparak klinik çalışma yetkinliğini alıp almadığının da araştırılması daha sağlıklı olur.

Özellikle ruhsal sorunlar söz konusu olduğunda, destek alınacak kişinin bir klinik psikolog olması tercih edilmelidir. Bazı durumlarda sadece psikoterapi yeterli olabilirken, bazı durumlarda psikiyatri değerlendirmesi, ilaç tedavisi ya da farklı uzmanlık alanlarındaki hekimlerle iş birliği gerekebilir. Yetkin bir klinik psikolog, kendi çalışma sınırlarını bilir ve gerekiyorsa danışanı uygun bir uzmana yönlendirebilir.

B) Psikoloğun Terapi Yaklaşımı

Psikolog seçerken dikkat edilmesi gereken konulardan biri de uzmanın terapi yaklaşımıdır. Zira psikoterapi tek bir yöntemden ibaret değildir. Bilişsel davranışçı terapi, psikodinamik terapi, şema terapi, EMDR, kabul ve kararlılık terapisi, duygu odaklı terapi, hipnoterapi ve farklı bütüncül yaklaşımlar gibi birçok terapi modeli bulunmaktadır.

Danışanın başvuru nedeni, kişilik yapısı, beklentileri, terapiye ne kadar hazır olduğu ve yaşadığı sorunun niteliği, hangi yaklaşımın daha uygun olabileceği konusunda belirleyicidir. Örneğin bazı danışanlar daha yapılandırılmış, hedef odaklı ve beceri geliştirmeye yönelik bir terapi sürecinden daha fazla fayda görebilirken; bazıları daha derinlemesine, ilişkisel ve geçmiş yaşantıları da kapsayan bir terapi sürecine ihtiyaç duyabilir.

Terapi yaklaşımı elbette önemlidir; ancak bu, danışanın bir terapi ekolünü teknik olarak bilmesi gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, psikoloğun kendi yaklaşımını danışanın anlayabileceği bir dille açıklayabilmesi ve terapi sürecinin hangi mantıkla ilerleyeceğini danışana açıkça izah edebilmesidir.

Seanslarda ele alınan konular, kişinin günlük yaşamındaki düşünce, duygu, davranış ve ilişki örüntüleriyle bağlantılı olarak değerlendirilir. Terapinin amacı yalnızca o anki sıkıntıyı azaltmak değil; kişinin benzer sorunlarla ileride daha işlevsel biçimde başa çıkabilmesi için gerekli olan bilişsel ve davranışsal becerileri kazanmasına yardımcı olmaktır.

C) Danışanın Terapiye Yaklaşımı

Psikoterapi süreci, kişinin hiçbir şey yapmadan problemin psikolog tarafından çözüldüğü bir süreç değildir. İyi yapılandırılmış bir psikoterapi sürecinde danışan sadece “pasif bir dinleyici” konumunda olmayıp sürece aktif olarak katılım gösterme konusunda gayretli olmalıdır.

Değişim için kendisi de çaba göstermeyen kişiler; yani kendisi hiçbir sorumluluk almadan “biri benim yerime bu problemimi çözsün” beklentisi içinde olanlar, terapi sürecinden yeterince fayda göremeyebilir. Bu tür dirençler nedeniyle bazı kişilerin terapi süreci diğerlerinden daha uzun sürebilir. Ancak bu tür dirençler olsa bile, iyi bir psikolog seansları bu tür dirençleri aşmanıza da yardımcı olacak şekilde yapılandıracaktır.

İyi Psikolog Nasıl Anlaşılır?

“İyi psikolog” kavramı, ilk bakışta herkesin aynı şeyi kastettiği bir ifade gibi görünse de aslında oldukça kişisel ve bağlamsal bir kavramdır. Bir kişi için iyi olan psikolog, bir başka kişi için aynı ölçüde uygun olmayabilir. Bu nedenle “en iyi psikolog” diye bir şey yoktur. Terapi sürecinde belirleyici olan şey sadece uzmanın bilgi birikimi değildir. Danışanın ihtiyaçları ile uzmanın çalışma biçimi arasındaki uyum da çok önemlidir.

İyi bir psikolog, danışanı yargılamadan dinleyen, yaşadığı sorunu küçümsemeden, aceleci ve hızlı çözümler vaat etmeden, süreci gerçekçi bir çerçevede ele alan uzmandır.

Bunun yanı sıra iyi bir psikolog, danışana ne yapması gerektiğini doğrudan söyleyen bir otorite figürü gibi davranmaz. Psikoterapi, danışanın kendi yaşamına dair daha fazla farkındalık geliştirmesine, seçeneklerini daha net görmesine ve daha işlevsel başa çıkma yolları oluşturmasına yardımcı olan profesyonel bir süreçtir.

Danışanın psikologla kurduğu güven ilişkisi de son derece önemlidir. Kişi terapi ortamında kendisini rahat ifade edebiliyor, anlaşılmaya çalışıldığını hissediyor, yargılanmadan dinlenebiliyor ve sürecin etik bir çerçevede ilerlediğini görebiliyorsa, terapötik uyum açısından olumlu bir zemin oluşmuş demektir.

Psikolog Tavsiyeleri ve İnternet Yorumları Nasıl Değerlendirilmeli?

Psikolog arayışında olan birçok kişi, ya öncelikle yakın çevresinden psikolog tavsiyesi alır ya da internetteki yorumları inceler. Bu anlaşılır bir durumdur. Elbette bir psikoloğa başvurmadan önce başkalarının deneyimlerini okumak veya güvendiği birinden öneri almak kişiye bir fikir verebilir. Ancak psikolog tavsiyeleri ve internet yorumları, tek başına belirleyici kriter olmamalıdır. Çünkü psikoterapi deneyimi gerçekten çok kişisel bir deneyimdir. Bir danışanın çok fayda gördüğü bir terapi süreci, başka bir danışanın ihtiyacıyla aynı şekilde örtüşmeyebilir. 

Psikolog tavsiyesi ve psikolog yorumlarıAyrıca internette yer alan yorumlar her zaman bütün resmi göstermez. Kimi zaman sadece memnun kalan kişiler yorum yapar, kimi zaman da yorumlar kişinin anlık duygusal deneyimini yansıtabilir. Hatta psikolog desteği alan birçok kişi, destek aldığının internette görülmesini istemediği için süreçten çok memnun kalsa bile ismini ifşa etmek istemediği için internete bu konuda bir yorum yazmaz. Danışandan internette yorum yazmasını talep etmek de etik değildir.

Yorumlar karar sürecinde destekleyici olabilir; fakat kararın tek dayanağı haline getirilmemelidir. İnternette daha çok takipçisi olan birinin daha iyi bir psikolog olduğunu varsaymak doğru olmaz.

Bir psikolog hakkında fikir edinmenin en sağlıklı yollarından biri, özellikle uzmanın sitesindeki kendi yazılarını okumak, çalışma alanlarını ve terapiye bakış açısını incelemektir. Bir uzmanın psikolojik sorunları nasıl ele aldığı, yazılarında ne kadar şeffaf olduğu, veya ilk temasta nasıl bir dil kullanarak terapi sürecini danışana nasıl anlattığı, onun mesleki yaklaşımı hakkında önemli ipuçları verir.

Psikolog Ücretleri Seçim Sürecinde Nasıl Ele Alınmalı?

Psikolog seçerken seans ücreti birçok kişi için elbette önemli bir kriterdir. Bu oldukça anlaşılır bir şey; çünkü psikoterapi çoğu zaman tek bir görüşmeyle tamamlanan kısa bir süreç değildir. Psikoterapi süreci, birçok konuda “düzenli devam gerektiren bir süreç” olabileceği için kişinin terapi sürecini hem psikolojik hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir olacak şekilde planlaması gerekecektir.

Ancak Psikolog seçimini sadece ve sadece ücrete göre yapmak her zaman sağlıklı olmayabilir. Çok düşük ücretli bir hizmet her zaman en uygun seçenek anlamına gelmediği gibi, yüksek ücretli bir hizmet de tek başına etkili bir terapi süreci olacağı anlamına gelmez.

Her psikoloğun seans ücreti aynı değildir. Psikolog ücretleri uzmanın eğitim düzeyi, deneyimi, bulunduğu şehir, ofisin bulunduğu konum, seans süresi, terapi yaklaşımı ve sunduğu hizmetin kapsamına göre değişkenlik gösterebilir. Bu çok normaldir. Daha düşük ya da daha yüksek bir seans ücreti olması, tek başına uzmanın niteliği hakkında kesin bir ölçüt sunmaz.

Burada önemli olan, kişinin seans ücretini terapiye başlamadan önce açık biçimde öğrenmesi ve sürecin kendisi için sürdürebilir olup olmadığını değerlendirmesidir. Çok uzun zamandır ya da belki de yıllardır bizimle olan bir problemi sadece bir iki seansta çözmeyi beklemek gerçekçi bir beklenti olmaz. Değişim zaman alabilir. Dolayısıyla terapiye başlamak kadar, terapi sürecini kesintiye uğratmadan bir süre düzenli olarak sürdürebileceğinize emin olmanız da önemlidir.

Online Psikolog Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Son yıllarda online psikolog ve online terapi seçenekleri halk arasında oldukça popüler hale gelmiş olsa da bu konuda dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar vardır. Evet, online terapiler de çoğu zaman yüz yüze terapiler kadar etkilidir. Ancak online terapi her danışan ve her başvuru nedeni için aynı ölçüde uygun olmayabilir. Bazı durumlarda yüz yüze görüşme daha doğru bir seçenek olabilir. Bu nedenle online terapiye başlanmadan önce, kişinin yaşadığı sorunun niteliği ve online çalışmaya uygunluğu, uzman tarafından değerlendirilmelidir.

Özellikle şehir dışında yaşayanlar, yoğun çalışma temposu olanlar, ulaşım güçlüğü yaşayanlar ya da yüz yüze görüşmeye düzenli devam etmekte zorlanan kişiler için online terapi pratik bir seçenek olabilir.

Online terapilerde görüşmelerin gizlilik ilkesine uygun bir ortamda yapılması, danışanın seans sırasında mahremiyetini sağlayabileceği bir yerde bulunması ve teknik koşulların terapi sürecini aksatmayacak şekilde düzenlenmesi önem arz eder.

Online psikolog arayışında olan kişilerin, sadece kolay ulaşılabilirlik ya da uygun ücret üzerinden karar vermemesi gerekir. Psikoterapi ister online ister yüz yüze olsun, profesyonel yetkinlik önemlidir. Online terapi alınacaksa, destek alınan konunun ve danışanın kişisel özelliklerinin online terapi için uygun olduğuna emin olunmalıdır.

İlk Görüşme Size Ne Gösterir?

Psikolog seçimi konusunda en belirleyici aşamalardan biri de ilk görüşmedir. Çünkü bu ilk görüşme, danışanın sorununu anlattığı bir seanstan ibaret değildir; psikologla kurulacak terapötik bağın oluştuğu ve terapi çerçevesinin şekillenmeye başladığı önemli bir değerlendirme sürecidir.

İlk görüşmede psikolog genellikle kişinin başvuru nedenini, yaşadığı belirtileri, yaşam koşullarını, geçmiş deneyimlerini, mevcut ilişkilerini, seanslardan beklentilerini ve terapi hedeflerini anlamaya çalışır. Bu değerlendirme, terapi sürecinin nasıl ilerleyebileceğine dair daha net bir çerçeve oluşturur.

İlk görüşme danışan açısından da oldukça önemlidir. Kişi kendisini ifade edebiliyor mu? Anlaşılmaya çalışıldığını hissediyor mu? Psikolog aceleyle yorum yapmak yerine gerçekten dinliyor mu? Sürecin nasıl ilerleyeceğine dair açıklayıcı ve gerçekçi bir dil kullanıyor mu? Bunlar ilk görüşmede dikkat edilmesi gereken noktalardır.

Elbette tek bir görüşme, tüm terapi sürecinin nasıl ilerleyeceğini kesin olarak göstermez. Ancak ilk görüşme, danışanın psikologla ve süreçle ilgili ilk izlenimini edineceği; terapötik uyumun oluşup oluşmayacağını değerlendireceği önemli bir başlangıç noktasıdır.

Psikolog Seçiminde Güven, Uyum ve Profesyonel Çerçeve

Psikoterapi sürecinde terapötik bağ olarak da adlandırılan “güven ilişkisi” çok önemlidir. Danışanın kendisini açıkça ifade edebilmesi, duygularını saklama ihtiyacı duymadan konuşabilmesi ve psikoloğun etik sınırlar içinde çalıştığına emin olması, terapinin temel yapı taşlarından biridir.

Ancak güven ilişkisi sadece sıcak ve iyi niyetli bir iletişimden ibaret değildir. Profesyonel çerçevenin net olması, en az güven kadar önemlidir. Seans süresi, görüşme sıklığı, gizlilik ilkesi, ücret, iptal koşulları, iletişim sınırları ve terapi hedefleri mümkün olduğunca açık biçimde belirlenmelidir.

Bu çerçevenin ilk seansta açıkça belirlenmesi danışanın da süreci daha güvenli ve öngörülebilir hissetmesine yardımcı olacağı gibi, aynı zamanda terapi ilişkisinin kişisel bir yakınlık ilişkisine dönüşmesini engeller ve psikoterapinin profesyonel niteliğini korur.

Doğru psikolog seçimi, yalnızca “beni iyi hissettiren biri” ya da “çok bilgili görünen biri” üzerinden yapılmamalıdır. “Çok takipçisi var, demek ki iyi bir psikolog” üzerinden de yapılmamalıdır. İyi bir terapi sürecinde hem insani temas hem de profesyonel sınır bir arada bulunmalıdır. Danışan kendisini anlaşılmış, güvende ve ciddiye alınmış hissetmeli; aynı zamanda sürecin belirli bir klinik mantık ve etik çerçeve içinde ilerlediğini net olarak görebilmelidir. Bu noktada hislerinize güvenin.

Psikolog Seçiminde Sık Yapılan Hatalar

Psikolog seçerken yapılan en yaygın hatalardan biri, yalnızca konuma ya da ücrete göre karar vermektir. Elbette ulaşılabilirlik ve ekonomik sürdürülebilirlik önemlidir; ancak terapi sürecinin niteliğini belirleyen tek unsurlar bunlar değildir.

Bir diğer hata, psikologdan hızlı ve kesin çözümler beklemektir. Psikoterapi, çoğu zaman kişinin yıllar içinde oluşmuş düşünce, duygu, davranış ve ilişki örüntülerini anlamayı ve dönüştürmeyi hedefleyen bir süreçtir. Bu nedenle “birkaç seansta tamamen geçer mi?” ya da “bana ne yapacağımı söyler misiniz?” beklentisi içinde olmak, terapi sürecinin doğasını yanlış anlaşıldığını gösterir.

Bazı kişiler ise yalnızca sosyal medya görünürlüğü, takipçi sayısı ya da popülerlik üzerinden psikolog seçmeye çalışır. Oysa bir uzmanın dijital görünürlüğü, klinik yetkinliğinin doğrudan göstergesi değildir. Pazarlama konusunda emek vermek veya sosyal medyada etkileyici konuşmak ile “psikoterapi sürecini etik ve bilimsel bir çerçevede yürütebilmek”, aynı şey değildir.

Ne Zaman Psikolojik Destek Almak Gerekir?

Psikolojik destek almak için sorunların tamamen dayanılmaz hale gelmesini beklemek gerekmez. Uzun süredir devam eden kaygı, mutsuzluk, öfke, panik belirtileri, takıntılı düşünceler, ilişki problemleri, özgüven sorunları, karar vermekte zorlanma, içe kapanma, yoğun stres ya da kişinin kendisini sürekli aynı döngünün içinde bulması, terapiye başlamak için gayet yeterli nedenler olabilir.

Bu nedenle psikolojik destek alma ihtiyacı hisseden bir kişinin, “benim sorunum yeterince büyük mü?” diye kendisini sorgulamak yerine, yaşadığı zorluğun yaşam kalitesini ne ölçüde etkilediğini değerlendirmesi daha faydalı olur.

Özellikle aşağıdaki durumlar uzun süredir devam ediyorsa, günlük yaşamınızı etkiliyorsa ya da kendi başınıza başa çıkmakta zorlanıyorsanız, bir psikologdan destek almak faydalı olabilir:

  • Uzun süredir devam eden yoğun mutsuzluk, çaresizlik, isteksizlik ya da umutsuzluk hissediyorsanız,
  • Kendi çabalarınıza veya çevrenizden aldığınız desteğe rağmen yaşadığınız sorunlarda belirgin bir düzelme olmuyorsa,
  • İş, okul, aile ya da sosyal yaşamınızdaki günlük sorumlulukları yerine getirmekte zorlanıyorsanız,
  • Dikkatinizi toplamakta, karar vermekte, çalışmakta ya da günlük işlerinizi sürdürmekte güçlük yaşıyorsanız,
  • Sık sık kötü bir şey olacakmış gibi hissediyor, yoğun kaygı yaşıyor ya da sürekli tetikte oluyorsanız,
  • Öfke patlamaları, aşırı tartışmacı davranışlar, kontrol etmekte zorlandığınız tepkiler ya da ilişkilerinize zarar veren davranışlar yaşıyorsanız,
  • Alkol, madde, aşırı yeme, kumar, sürekli kaçınma (fobiler) ya da kendinize zarar verme gibi başa çıkma biçimleri hayatınızda belirgin hale gelmeye başladıysa,
  • Kendinizi sürekli aynı düşünce, duygu ya da ilişki döngülerinin içinde buluyor ve bu döngüden çıkmakta zorlanıyorsanız.

Bu belirtilerden bir ya da birkaçının varlığı, tek başına mutlaka ağır bir psikolojik sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak bu durumlar kişinin yaşam kalitesini, ilişkilerini, işlevselliğini veya kendisiyle kurduğu ilişkiyi belirgin biçimde etkiliyorsa, psikolojik destek almak faydalı olur.

Bazı kişiler terapiye belirgin bir psikolojik belirti nedeniyle başvururken, bazıları ise kendini daha iyi anlamak, yaşamındaki tekrar eden sorunları fark etmek, ilişkilerinde daha sağlıklı sınırlar koymak ya da duygularını daha iyi düzenlemek için terapiye başlayabilir.

Unutmayın; psikoterapi sadece kriz dönemlerinde başvurulan bir destek biçimi değil; kişinin kendisiyle, ilişkileriyle ve yaşamındaki zorlanmalarla daha sağlıklı bir ilişki kurmasına yardımcı olan yapılandırılmış bir süreçtir. Günümüzde birçok kişi psikoterapiye yalnızca ağır kriz dönemlerinde değil; kendini daha iyi tanımak, ilişkilerini daha sağlıklı yönetmek, stresle başa çıkmak ve yaşamındaki tekrar eden döngüleri anlamak için de başvurmaktadır. Elbette ekonomik koşullar, terapiye erişim ve süreci düzenli sürdürebilme açısından belirleyici olabilir.

Bu nedenle psikolog seçerken acele karar vermek yerine, ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi ve çalışmayı düşündüğünüz uzmanın mesleki yaklaşımını birlikte değerlendirmeniz en sağlıklı yol olacaktır. Doğru psikolog seçimi sadece bir uzmana ulaşmak değil; kendinizi güvende hissedebileceğiniz, ihtiyaçlarınıza uygun ve profesyonel bir psikoterapi çerçevesi içinde ilerleyebileceğiniz bir sürece adım atmaktır.

Yüz yüze veya online psikoterapi desteği almak isteyenler, Klinik Psikolog Burak Uçkun’un Kadıköy’deki psikoloji merkezinde yürüttüğü psikoterapi çalışmaları hakkında ayrıca bilgi alabilir.
 

Sık Sorulan Sorular

Psikolog seçerken uzmanın eğitimi, klinik deneyimi, çalıştığı alanlar, terapi yaklaşımı, etik sınırları ve sizin başvuru nedeninizle olan uyumu birlikte değerlendirilmelidir. Sadece konum, ücret veya internet yorumlarına bakarak karar vermek çoğu zaman yeterli olmaz.
Psikolog tavsiyesi fikir verebilir; ancak tek başına belirleyici olmamalıdır. Bir kişiye iyi gelen bir uzman, başka bir kişinin ihtiyacıyla aynı şekilde örtüşmeyebilir. Bu nedenle tavsiyelerin yanında uzmanın eğitimini, çalışma alanını ve terapi yaklaşımını da değerlendirmek gerekir.
Psikolog ücretleri, terapi sürecinin sürdürülebilirliği açısından önemli bir kriterdir. Ancak yalnızca en düşük ya da en yüksek ücrete göre karar vermek sağlıklı olmayabilir. Ücret, uzmanın eğitimi, deneyimi, seans süresi, bulunduğu şehir ve sunduğu hizmetin kapsamıyla birlikte değerlendirilmelidir.
İyi bir psikolog, danışanı yargılamadan dinleyen, sorunları küçümsemeyen, gerçekçi olmayan vaatlerde bulunmayan, terapi sürecini de etik ve bilimsel bir çerçevede yürüten uzmandır. Danışanın kendisini güvende, anlaşılmış ve ciddiye alınmış hissetmesi de terapötik uyum açısından önemlidir.
Picture of Kln. Psk. Burak Uçkun
Kln. Psk. Burak Uçkun

Klinik Psikolog Burak Uçkun, İstanbul Kadıköy’de yetişkinlere yönelik psikoterapi çalışmaları yürüten bir klinik psikolog ve hipnoterapi uzmanıdır. Psikoloji lisans eğitimini İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle, bölüm ikincisi olarak tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanındaki tezli yüksek lisans eğitimini ise İstanbul Beykent Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Hipnoterapi eğitimini ABD Los Angeles’ta bulunan HMI College of Hypnotherapy’de tamamlayan Burak Uçkun, danışanlarıyla yürüttüğü bireysel psikoterapi seanslarında ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımını kullanmakta; klinik ihtiyaçlara göre destekleyici bir yöntem olarak Hipnoterapi tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Yazarın Tüm Makaleleri
Picture of Kln. Psk. Burak Uçkun
Kln. Psk. Burak Uçkun

Klinik Psikolog Burak Uçkun, İstanbul Kadıköy’de yetişkinlere yönelik psikoterapi çalışmaları yürüten bir klinik psikolog ve hipnoterapi uzmanıdır. Psikoloji lisans eğitimini İstanbul Nişantaşı Üniversitesi’nde yüksek onur derecesiyle, bölüm ikincisi olarak tamamlamıştır. Klinik Psikoloji alanındaki tezli yüksek lisans eğitimini ise İstanbul Beykent Üniversitesi’nde onur derecesiyle tamamlamıştır. Hipnoterapi eğitimini ABD Los Angeles’ta bulunan HMI College of Hypnotherapy’de tamamlayan Burak Uçkun, danışanlarıyla yürüttüğü bireysel psikoterapi seanslarında ağırlıklı olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımını kullanmakta; klinik ihtiyaçlara göre destekleyici bir yöntem olarak Hipnoterapi tekniklerinden de yararlanmaktadır.

Yazarın Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin