Fahrettin Kerim Gökay Cad.

Yazıcı Apt. No:111 D:2 Kadıköy | İstanbul

+90 539 914 23 10

uckun@burakuckun.com

Pts - Cts: 10:30 - 18:00

Randevu ve İrtibat Saatlerimiz

Para Mutluluk Getirir mi? Parayla Saadet

“Para mutluluk getirir mi?” sorusu, modern toplumun mal ve hizmetlere en kolay erişim sağladığı dönemlerde bile araştırmalara konu olmuştur. Psikoloji açısından bakıldığında mutluluk, genellikle kişisel tatmin ve yaşamdan aldığımız doyumla ilişkilendirilir. Ancak, bu doyumun parayla doğrudan ilişkili olup olmadığı, tartışmaya açık bir konudur. Peki mutluluğu parayla satın almanın maliyeti nedir? Para mutluluk getirir mi? Bu makalede para ile mutluluğun ilişkisini inceliyoruz.

Yazı İçeriği:

Kültürel Değerler ve Mutluluk Algısı

Mutluluğun kaynağı yüzyıllardır felsefecilerin, ekonomistlerin ve psikologların incelediği bir konudur. Paranın mutluluk üzerindeki etkisi aslında kültürel değerler ve kişisel beklentilerle şekillenir. Bazı kültürlerde maddi başarı ve refah, mutluluk için daha önemli kabul edilirken, diğer kültürlerde kişisel ilişkiler ve toplumsal bağlar daha ağır basabilir.

Türkiye’de mutlu olmanın şifreleriyle Lüksemburg, İsviçre, Norveç ve İsviçre gibi ülkelerdeki insanların mutluluk seviyesinin şifreleri arasında şüphesiz büyük farklar olacaktır. Lüksemburg, kişi başına düşen yüksek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ile dikkat çekerken, Norveç ve İsviçre de yüksek yaşam standartları ve sosyal refah politikaları ile tanınıyor. Dolayısıyla, “mutluluğu parayla satın almanın maliyeti” konusu, bireysel ve toplumsal değerler, kişisel beklentiler ve yaşamın anlamlı yönleriyle ne kadar bağlantıda olduğumuzla yakından ilişkilidir. 

Para her ne kadar temel ihtiyaçların karşılanması veya belirli bir refah düzeyinin sağlanmasında önemli bir rol oynasa da, gerçek mutluluğun kaynağının daha çok kişisel tatmin, ilişkiler ve yaşamdan alınan tatmin olduğunu söylemek mümkündür. Bu nedenle, mutluluğun maliyetini yalnızca maddi değerlerle ölçmek, bu çok boyutlu karmaşık konuyu tam anlamıyla kavramamıza engel olabilir.

Paranın sağladığı en büyük rahatlık, insanı günlük hayatın stresinden uzak tutma konusundaki aracılığıdır. Gelir seviyesi daha düşük olan kişiler, paraları arttığında yüksek gelir seviyesindekilere göre daha mutlu olurlar. Bu durumda “parayla saadet olur” tezini savunmak elbette normaldir. Yoksul bir insan sürekli yaşamını nasıl idame ettireceğini düşünürken nasıl mutlu olabilir ki… Elbette para, bu kişi için mutluluğun anahtarı olacaktır. Ancak ihtiyaç duyulan gelir seviyesine ulaştıktan sonra, mutluluğun anahtarı artık para değil, deneyimler olacaktır. “Ama deneyimler için de para lazım” dediğinizi duyar gibiyim… Bu noktada “homeostazi” dediğimiz kavram devreye giriyor.

Homeostazi: Psikolojik Dengenin Korunması

Homeostazi, “organizmanın aynı durumu koruma arzusu’ olarak tanımlanabilir. Psikolojik açıdan bakıldığında, homeostazi sadece fizyolojik işlevlerle sınırlı değildir; aynı zamanda bireyin duygusal ve psikolojik dengesinin korunmasına da atıfta bulunabilir. Bir nevi “psikolojimizin fabrika ayarları” diyebiliriz. Örneğin, bir kişi stres veya kaygı gibi duygusal bir dengesizlik yaşadığında, psikolojik homeostazi mekanizmaları devreye girerek bu dengesizliği azaltmaya ve bireyin ruh halini normale döndürmeye çalışır. Tabi kişinin “normali”, yani “fabrika ayarları” neye programlıysa… İşte bu bağlamda bakıldığında, insanların mutluluk algısıyla ilgili de aslında fabrika ayarları vardır. Bunu bir örnekle açıklayalım:

Diyelim ki yıllar sonra hayallerinizi süsleyen deniz manzaralı bir ev aldınız. İlk aylarda o deniz manzarasına baktıkça mutluluğu her hücrenizde hissedersiniz öyle değil mi? Balkonda deniz manzarasına karşı kahvenizi yudumlarken, harika hissedersiniz. Aradan birkaç ay ya da sene geçtikten sonra, homeostazinizle tanışırsınız. Yani fabrika ayarlarınıza dönersiniz. O manzara artık sizin için normalleşir. Eskisi gibi yoğun duygular hissettirmez. 

Bu bağlamda değerlendirdiğimizde; eğer mutluluğu parayla satın alabilseydik, para oldukça mutluluğumuz devam ederdi. Bu da milyonerlerin daima mutlu olduğu varsayımını desteklerdi. Buna “hedonik adaptasyon” da diyebiliriz.

Hedonik Adaptasyon: Mutluluğun Geçici Doğası

Hedonik adaptasyon, bireylerin yaşam koşullarındaki değişikliklere kısa sürede alıştıkları ve zamanla bu yeni durumun mutluluk seviyeleri üzerinde daha az etkili olduğu anlamına gelir. Örneğin, büyük bir maaş artışı veya lüks bir ev satın alma gibi olaylar başlangıçta mutluluk seviyesini artırabilir. Ancak zamanla bu durumun yarattığı heyecan azalır ve birey eski mutluluk seviyesine döner.

Kısacası, zengin olmak mutlu olmanın tek yolu değildir. Banka hesabınızda çok fazla sıfır olmasa bile yine de sağlık, şefkat, sevgi, gurur, bağlılık ve ilişkiler açısından çok zengin olabilirsiniz. Sonuçta, “zenginliğin” orijinal tanımı sadece maddiyata değil, kişinin yaşamdaki bütünsel sağlığına atıfta bulunur. Bu da hepimizin zihin, beden ve ruh bakımından zengin olma potansiyeline sahip olduğu anlamına geliyor.

Maddi Değerler ve Mutlulukta Doyma Noktası

Para mutluluk getirir mi? Parayla saadet olmaz mı? Para mutluluğu satın alabilir mi? Para ve mutluluk psikolojisi.Gelir artışının mutluluğu da artıracağı varsayılsa da gelirin artması bir noktadan sonra mutluluğu aynı oranda artırmaz. Bu durum, psikolojide “doyma noktası” olarak adlandırılır. Gelir belirli bir seviyeye ulaştığında, bunun ötesinde gelen ekstra gelir mutluluk seviyesini aynı oranda artırmayacaktır. Mutluluk bir noktadan sonra daha çok kişisel ilişkiler, kendini gerçekleştirme, hobiler ve yaşamın anlamına yönelik keşif süreciyle ilgilidir.

Mutluluğun maddi değerlerle değil, yaşamın anlamlı ve tatmin edici yönleriyle ilişkili olduğunu gösteren birçok araştırma bulunmaktadır. Örneğin, insanların topluluk içindeki rolleri, kendilerine kattıkları değerler, ilişkileri ve kişisel gelişim yolculukları, mutlulukları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Temel ihtiyaçlar karşılanabiliyorsa artık mutluluğun belirleyicisi satın alınan ev, araba veya benzeri maddi şeylerden ziyade, deneyimler olmaktadır. Örneğin, tatile çıkabilmek; sinemaya, tiyatroya, konsere gidebilmek; bir kafede sohbet eşliğinde kahve içebilmek; kışın kayak yapmaya, yazın denize girmeye vakit ve bütçe ayırabilmek; hobilerimize veya kişisel gelişime yönelik bir kursa katılmak gibi deneyimler, mutluluğun anahtarı haline gelmektedir.

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ve Mutluluk

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin de işaret ettiği gibi, temel ihtiyaçların karşılanması, güvenlik hissi ve daha iyi sağlık hizmetlerine erişim, mutluluğun temel taşıdır.

Maslow, insan ihtiyaçlarını hiyerarşik düzende bir piramit şeklinde ifade ederek bu ihtiyaçların belirli bir sıra takip ederek karşılanması gerektiğini öne sürer. Bu piramidin tabanında yeme içme gibi en temel fizyolojik ihtiyaçlar bulunur. Ardından sırasıyla güvenlik, sevgi ve ait olma, saygınlık, en üstte ise kendini gerçekleştirme ihtiyaçları gelir.

Bu model, bireylerin daha üst düzey ihtiyaçlara ulaşabilmeleri için önce alt basamaktaki temel ihtiyaçlarının karşılanmış olması gerektiğini vurgular. Dolayısıyla temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çeken, enflasyonist ortamda gıda ihtiyacını bile karşılamakta zorluk çeken kişilerin mutluluk düzeyini artırma konusunda paranın ne kadar önemli olduğunu tahmin etmek için sanırım deneyler yapmaya gerek yoktur. Bu bağlamda bakıldığında elbette “parayla saadet olur” diyebiliriz.

Para Mutluluk Getirir mi?

Para mutluluk getirir mi diye düşündüğünüzde, aklınıza lüks bir restoranda akşam yemekleri, yabancı ülkelerde yapılan tatiller, alınan ve verilen değerli hediyeler, deniz manzaralı veya bahçeli bir müstakil ev, pahalı bir otomobil gibi lüks harcamalar gelebilir. Bu tür şeylerin mutluluk getireceğini düşünmek çok kolaydır öyle değil mi? Oysa huzur, adalet, güven, toplumsal barış, sevgi, anlayış ve hoşgörünün olmadığı bir ortamda, bankada milyonlarca lira paranız olsa bile mutlu olmak zor olsa gerek.

Paranın Mutluluk Üzerindeki Etkisi ile İlgili Araştırmalar Ne Diyor?

Paranın mutluluk üzerindeki etkisi konusunda yapılan araştırmalar genellikle “paranın mutluluğu satın alabileceğine” dair bazı iddialarda bulunur. Ancak bu araştırmaların evren ve örneklemi araştırmanın yapıldığı ülke ve bölgeye özgü olduğu için dünyadaki tüm bireylere genellemek doğru olmaz. 

Örneğin; Brezilya, Endonezya veya Kenya gibi 3 düşük gelirli ülkede yapılan bir araştırmanın aynısı Avustralya, Kanada, İngiltere veya ABD gibi 4 yüksek gelirli ülke hedef alınarak yapıldığında, sonuçları farklı olur. Türkiye gibi enflasyonist bir ülkede yılda 1 milyon TL kazanmak artık orta direk gelirine işaret ederken, ABD’de yıllık 1 milyon dolar kazanmak ciddi bir refah seviyesine işaret eder. Bu durum bile milyonerlik algısının ülkeden ülkeye değiştiği anlamına geliyor.

Düşük gelir düzeyine sahip olan bireyler için maddi gelirin artması elbette yaşam kalitesini, dolayısıyla mutluluğu artırabilir. Öte yandan, milyonerlerin ortalama insanlardan daha mutlu olmadığına dair de birçok bilimsel araştırma mevcuttur. 

Araştırmalara göre, ihtiyacınız olanı elde etmek için elbette yeterli paraya ihtiyacınız var. Ancak servetin belli bir miktarın ötesinde artması sizi daha mutlu etmez. Karnını doyuramayacak kadar kadar fakir olmak mutluluğu azaltacaktır elbette. Ancak bir Rolls Royce veya Ferrari satın almak, mutluluğu uzun süreli olarak artırmayacaktır. Zira mutluluk seviyelerimizin bir kısmı, genetik olarak gelen fabrika ayarlarımız tarafından belirlenir.

Zenginlik ve Gerçek Mutluluk Arasındaki İlişki

Parayla saadet olur mu? Para mutluluğu satın alabilir mi? Para mutluluk getirir mi? Zenginlik, Para ve mutluluk ilişkisi.

Finansal kaynakların bol olması elbette mutluluğumuza katkı sağlayabilir; ancak milyonerlerin, hatta multi-milyonerlerin bile yaşamlarından tam anlamıyla memnun olmadıkları bilinen bir gerçektir. Milyonerlerin mutluluklarındaki temel faktörlerden biri, paralarının kendilerine zamanlarını nasıl kullanacakları konusunda daha fazla özgürlük tanımasıdır. Türkiye’deki mevcut ekonomik koşullarda birçoğumuz bu imkanı bulamasak da, hayatımızda önem verdiğimiz şeylere vakit ayırarak mutlu olmayı başarabiliriz.

Para, finansal güvenlik sağlayabilir; ancak sevgi dolu aile ilişkileri, değerli arkadaşlıklar ya da hayatımıza gerçek anlamda mutluluk katan zenginleştirici hobiler ve etkinlikler gibi unsurları satın alamaz. TV dizilerinde veya basında bir milyoner figürü gördüğünüzde, onun düşündüğünüz kadar mutlu olmayabileceğini hatırlayın. Elbette maddi koşulları (ve ahlaki değerleri) yüksek olan kişilerin o noktaya nasıl ulaştıklarından ilham alabilirsiniz. Hayatınızda sizi mutlu eden şeylere ve iyiliğe daha fazla zaman ayırarak mutluluğunuzu artırabilirsiniz.

Para Mutluluğu Satın Alabilir mi?

Para, mutluluğu satın alabilir ancak bu etki sınırlı olmakla beraber parayı nasıl harcadığınıza da bağlıdır. Günümüzde zenginliğe giden kestirme yollarla ilgili basında kötü örnekler çok fazla yer alsa da gerçek zenginliğin insanlara fayda sağlayacak işler yapmaktan geçtiğini hatırlamak zor olmasa gerek.

Para, temel ihtiyaçları karşılamak, güven hissi ve yaşam kalitesini artırmak gibi konularda  mutluluğu pozitif yönde destekleyebilir. Bu bağlamda, yeterli maddi kaynaklara sahip olmak elbette insanların daha mutlu hissetmelerine yardımcı olabilir. Ancak, para mutluluğu sadece belirli bir noktaya kadar satın alabilir. Temel ihtiyaçlar karşılandıktan ve belirli bir refah seviyesine ulaşıldıktan sonra, ekstra gelirin mutluluk üzerindeki etkisi önemli ölçüde azalır. Bu durum, “doyma noktası” olarak adlandırılır. Bireyin finansal ihtiyaçları karşılandığında, bunun ötesinde sahip olunan daha fazla para, mutluluğu doğru orantılı olarak artırmaz.

Unutulmamalıdır ki mutluluk sadece maddi koşullara bağlı değildir. İlişkiler, mesleki tatmin, anlamlı bir yaşam amacı, kendini gerçekleştirme ve iç huzuru gibi faktörler de mutluluğun önemli bileşenleridir. Bunlar doğrudan parayla satın alınamaz. Sonuç olarak, para belirli bir düzeyde mutluluk sağlayabilir ancak mutluluğun daha derin ve kalıcı biçimleri aslında maddi olmayan faktörlere bağlıdır.

Özet:

Temel ihtiyaçlar karşılandığında ve belli bir maddi refah seviyesine ulaşıldığında, bunun üzerine çıkan ek gelirin mutluluk üzerindeki etkisi azalır. Öte yandan, parayı başkalarına yardım etmek veya kişisel gelişimimiz için kullanmak gibi yollarla harcamak, daha kalıcı ve anlamlı bir mutluluk sağlar.

Mutluluk düzeyimizi geçici olarak yükseltebiliriz ama birkaç ay içinde belirlediğimiz noktalara döneriz. Aynı şekilde, büyük kayıplar yaşamak, kronik hastalıklara yakalanmak ya da boşanmak gibi gerçek trajediler yaşayan kişiler de genellikle 6 ay ila 1 yıl içinde eski mutluluk seviyelerine dönerler.

Zengin insanlar da mutsuz olabilir, depresyona girebilirler. Para size gerçek aşkı, dostluğu ya da sağlığı satın alamaz. Üstelik her zaman sizden daha zengin, daha başarılı birileri olacaktır. Statü ve zenginlik ancak bir yere kadardır. Buna züğürt tesellisi diyebilirsiniz… Belki de öyledir. Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlara yazınız.

Picture of Kln. Psk. Burak Uçkun
Kln. Psk. Burak Uçkun

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ulusal akreditasyona sahip ilk Hipnoterapi Akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi “Psikoloji” bölümünden, yüksek onur derecesiyle bölüm ikincisi olarak mezun oldu. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak, Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Psikoloji alanındaki uzmanlığının yanı sıra inşaat mühendisliği lisans diplomasına da sahip olan Klinik Psikolog Burak Uçkun, "American Hypnosis Association" akredite hipnoterapistler listesinde yer almaktadır. Yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli Psikoterapi hizmetleri vermekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri
Picture of Kln. Psk. Burak Uçkun
Kln. Psk. Burak Uçkun

Hipnoterapi diplomasını dünyanın ulusal akreditasyona sahip ilk Hipnoterapi Akademisi olan, ABD Los Angeles’taki HMI College of Hypnotherapy‘de aldı. İstanbul Nişantaşı Üniversitesi “Psikoloji” bölümünden, yüksek onur derecesiyle bölüm ikincisi olarak mezun oldu. “Klinik Psikoloji” alanında Yüksek Lisans eğitimini İstanbul Beykent Üniversitesi‘nde başarıyla tamamlayarak, Uzman Klinik Psikolog unvanını aldı. Psikoloji alanındaki uzmanlığının yanı sıra inşaat mühendisliği lisans diplomasına da sahip olan Klinik Psikolog Burak Uçkun, "American Hypnosis Association" akredite hipnoterapistler listesinde yer almaktadır. Yetişkinler için Bilişsel Davranışçı Terapi ve Hipnoterapi yönelimli Psikoterapi hizmetleri vermekle beraber alandaki uzmanlara Hipnoz eğitimleri de vermektedir.

Yazarın Tüm Makaleleri

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Sorularınız mı var?

Telefon veya e-posta ile irtibata geçmekten çekinmeyin